YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11586
KARAR NO : 2009/14081
KARAR TARİHİ : 29.12.2009
MAHKEMESİ : ISPARTA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
TARİHİ : 14/07/2009
NUMARASI : 2007/49-2009/299
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, dava konusu 308 ada, 38 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak davalı M. U.. aleyhine karşı ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı iptal tescil davası açtıklarını, Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 23.06.2005 tarih, 2003/521 Esas, 2005/382 sayılı kararın temyiz incelemesinden geçerek 15.05.2006 tarihinde kesinleştiğini, infazdaki tereddüdün giderilmesi için talep üzerine verilen 01.12.2006 tarihli tavzih kararının 20.12.2006 tarihinde davalıya tebliğ edildiği halde taşınmazın fikir ve elbirliği içinde olduğu diğer davalı V. P..’e satış yoluyla temlik edildiğini, temlik işleminin muvazaalı olduğunu, yolsuz tescile dayalı iktisabın korunamayacağını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacılar adına miras payları oranında tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı M. U.., davanın reddini savunmuştur.
Davalı V.P.., 308 ada, 38 nolu parseli satın almadığını, 2149 ada, 1-5 ve 2151 ada, 1-2 parsel sayılı taşınmazları bedeli karşılığında, tapu siciline güvenerek temellük ettiğini, iyiniyetli olduğunu, TMK 1023 madde uyarınca iktisabının korunacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; temlik işleminin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 308 ada, 38 parselden ifraz ve tevhid işlemi sonucu oluşan, 2149 ada, 1-5 ve 2151 ada, 1-2parsel sayılı taşınmazlardaki davalı M. U..adına olan 807/9684 payın iptali ile davacıların miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava; iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece; çekişme konusu 308 ada, 38 parselden ifrazen oluşan 2149 ada, 1- 5 parsel ve 2151 ada, 1-2 parsel sayılı taşınmazlarda davalı M.U.. adına kayıtlı 807/9684 payın iptali ile miras payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacıların miras bırakanının dava konusu 308 ada, 38 kadastral parseldeki (807/2421) verasetle iştirak payını (dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu bu payın 807/9684 paya karşılık geldiği saptanmıştır.) davalı M.U..’a 21.04.1999 tarihinde satış yoluyla temlik ettiği, anılan taşınmazın M. U..’a ait 308 ada, 234 parselle tevhidinden 253 parselin oluştuğu, 08.06.1999 tarihinde de 253 parselin imar uygulaması ile 2149 ada, 1.2.3.4.5 parsel, 2151 ada, 1.2.3 parsel ve 2150 ada, 1, 2 parsellere ifraz gördüğü, imar parsellerinden 2149 ada, 1 ve 5 parsel ile 2151 ada, 1 ve 2 nolu imar parselinin davalı M. .U.. adına bağımsız olarak tescil edildiği, 14.06.2000 tarihinde 2149 ada, 1 parsele yönelik açılan davada; akid tarihinde miras bırakan O.U..’ın hukuki ehliyetinin yokluğunun Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.06.2005 tarih, 2003/521 Esas, 2005/382 sayılı, 15.05.2006 kesinleşme ilamı ile sabit olduğu, anılan ilamla tapu kaydının iptali ile mirasbırakan adına tesciline karar verildiği, daha sonra davacı vekilinin talebi üzerine 19 02 2007 tarihli kesinleşen tavzih kararı ile “308 ada, 38 kadastral parselden murise ait 807/2421 payın tevhid ve ifraz işlemleri sonucunda oluşan imar parsellerinin tapu kaydının iptali ile muris O.U.. adına tesciline” karar verildiği, bu arada iptale ilişkin kararın kesinleşmesinden (15.05.2006 tarihinden) sonra 27.12.2006 tarihinde anılan çekişmeli imar parsellerinin diğer davalı V. P..’ye satış yoluyla temlik edildiği, miras bırakan O.U..’ın davalı M.U..’ın amcası olduğu, her ikisinin de aileleriyle birlikte uzun yıllar Almanyada yaşadıkları, V. P.. ile M. U..’ın kardeş torunları olduğu, davalı V. P.’nün savunmasında da kendisinin dahi Almanya’da yaşadığını ifade ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; HUMK nun 455 vd. maddelerinde tavzih düzenlenmiş ve hükmün icrasına kadar tavzih istenebileceği belirtilmiştir. Anılan madde düzenlemesine göre; açık olmayan ya da çelişik fıkraları içeren hükümlerin tavzihi istenebilir. Sonradan hükmün yanlış olduğu anlaşılsa dahi hüküm temyiz edilip bozulmadıkça unutulan bir husus hükme eklenemez ve değiştirilemez.
Somut olaya gelince; mahkemece davalı M. U.. adına olan tapu kaydının iptaline karar verildiği halde sonradan bunun V.P.. olarak düzeltilmesi HUMK’nu 455. maddesinde düzenlenen tavzih edilebilecek hususlardan olmayıp, hükmün değiştirilmesi anlamındadır. Bu nedenle davalıların tavzih kararına karşı yaptığı temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle 10.09.2009 tarihli tavzih kararının ortadan kaldırılmasına karar verilerek hükmün esastan incelenmesine geçildi.
Yukarıda da açıklandığı gibi çekişme konusu 38 parsel sayılı ana taşınmaz hakkında ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davanın kabulle sonuçlandığı, bu arada 1999 tarihinde yapılan imar uygulaması sonucu 9 adet imar parselinin oluştuğu ve bunlardan 2149 ada, 1 ve 5, 2151 ada 1 ve 2 parseller bağımsız olarak davalı M. U..adına tescil edildikten sonra hükmün kesinleşmesini müteakip anılan 4 adet parselin 27.12.2006 tarihinde diğer davalı V. P..’ye satış yoluyla temlik edildiği sabittir.
Hemen belirtmek gerekir ki; tapu kaydının iptaline ilişkin bu tür davalar kayıt malikine karşı açılır. Tapu sicillerinin tutulması kamu düzeni ile ilgili olup hâkim doğru sicil oluşturmakla görevlidir. Çekişmeli taşınmazın dava tarihinden önce davalılardan V.P..’ye temlik edildiği sabit olduğuna göre önceki kayıt maliki M.U..üzerinde bir sicil kaydı kalmamasına karşın sanki sicil onun üzerindeymiş gibi yazılı olduğu üzere iptal tescile karar verilmiş olması isabetsizdir.
O halde; daha önce verilen ve kesinleşen mahkeme kararı ile mülkiyet TMK’nun 705 maddesi hükmü uyarınca davalılara geçtiği ve son kayıt maliki V. P.. ‘nün aynı Yasanın 1024. maddesi hükmü uyarınca durumu bilen ve bilmesi gereken konumunda olduğu gözetilerek önceki kesinleşen kararda belirlenen mülkiyet durumuna göre V. P.. üzerindeki kaydın iptali ile tesciline karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Her ne kadar davalı V.P.. iyiniyetli olduğu yönünde savunma getirmiş ise de; satıcısı- bayii M.U.. ile kardeş torunları oldukları, mirasbırakanın M. U..’ın amcası olduğu, bu nedenle durumu bilmesi gereken konumunda olduğu dolayısıyla TMK’nun 1023 maddesinin korumasından yararlanamayacağı açıktır. Nitekim mahkemece bu olgu benimsenmiştir. Davalı V.P..’nün bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine,
Bunun yanında diğer davalı M.U..’a husumet yöneltilemeyeceğinden, hakkında açılan davanın reddi gerekirken hakkında olumlu ya da olumsuz hüküm kurulmaması ve bununla birlikte yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulması da doğru değildir. Davalı M.U..’ın bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK’nu 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.