Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2009/7375 E. 2009/13620 K. 22.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7375
KARAR NO : 2009/13620
KARAR TARİHİ : 22.12.2009

MAHKEMESİ : İZMİR 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
TARİHİ : 24/03/2009
NUMARASI : 2008/454-2009/96
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki bulunduğu 4 nolu bağımsız bölümü davalının haksız kullandığını, sözlü kira sözleşmesine istinaden yeri kullanan davalının kira bedellerini ödemediğinden aleyhine yapılan icra takibinde kirayı ve borcu kabul etmediğini ileri sürüp elatmanın önlenmesine ve 7.500,00 YTL ecrimisilin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazı aile konutu olarak kullandığını, davanın eşi T. B.. aleyhine açılması gerektiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasındaki ihtilafın kira sözleşmesinden kaynaklandığı, tahliye ve kira alacağından kaynaklanan davaya bakma görevinin Sulh Hukuk Mahkemesine ait bulunduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 22.12.2009 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat E. G.. ile temyiz edilen vekili Avukat A. U.. geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, görevsizlik sebebiyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1227 ada, 21 parsel sayılı taşınmazdaki B-2 Blok, 4 no.lu bağımsız bölümün tapuda davacı adına kayıtlı olduğu, İzmir 15. İcra Müdürlüğünün 2008/5455 sayılı dosyasında, 2004, 2005 ve 2006 yılları için toplam 32.199,00.- TL’lik alacağın tahsili talepli, 01.09.2000 başlangıç tarihli sözlü kira sözleşmesine dayalı 01.04.2008 tarihli takip başlattığı, davalı borçlu vekilinin 14.04.2008 günlü dilekçesi ile taraflar arasında kira sözleşmesi olmadığı gibi herhangi bir borcun da bulunmadığını bildirerek takibe itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğu, 10.06.2008 tarihinde keşideli, 16.06.2008 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile kiracılık sıfatını kabul etmemekle fuzuli şagil durumuna düşüldüğünden dairenin on gün içinde boşaltılması için süre tanındığı, buna rağmen davalının taşınmazı tahliye etmediği, kira sözleşmesinin varlığına ilişkin yazılı delil de sunulmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; özel yasa hükümleri saklı kalmak koşuluyla gerek taşınır, gerekse taşınmaz mallara ilişkin kira sözleşmelerinin geçerli olması hiçbir biçim koşuluna bağlı değildir. Kira sözleşmeleri, yazılı veya sözlü yapılabileceği gibi zımni (üstü kapalı) olarak da gerçekleştirilebilir.Yeter ki taraflar kira sözleşmesinin esaslı unsurlarında anlaşmış olsunlar. Nitekim,bu kural, 18.3.1942 tarih, 37/6 sayılı İnançları Birleştirme Kararında da açıkça vurgulanmıştır.
Ne var ki, kira ilişkisi bir hukuki fiil (vakıa) değil, bir hakkın doğumuna, değiştirilmesine veya ortadan kaldırılmasına neden olma niteliği itibariyle bir hukuki işlem (muamele) dir.
Bu nedenle dava değeri 40,00.-YTL.’yi aşan (23.6.1996 gün ve 4146 sayılı Yasa uyarınca) sözleşmeler hakkında tanık dinlenilebilmesine olanak tanımayan HUMK.’nun 288. maddesi 21.7.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Yasanın 2/b maddesi ile değiştirilmiş ve tanıkla ispat yasağı 400,00.-YTL.’nin üzerine yükseltilmiştir.
Bu oran, 5219 ve 5236 sayılı Yasalara göre yapılan katsayı artışı sonucu, 2006 yılı itibariyle 430,00.-YTL, 2007 yılında 460,00.-YTL, 2008 yılında 490,00.-YTL, 2009 yılında ise 540,00.- TL olmuştur.
Bu düzenlemeye göre, bu miktarın üzerindeki sözleşmeler hakkında tanık dinlenmesine olanak yoktur.
O halde somut olayda,kira sözleşmesinin varlığı, ancak yazılı delil ile ispat edilebilir. Hemen belirtilmelidir ki, sözü edilen miktar, yıllık kira tutarına bakılarak belli edilir. Sözlü kira sözleşmesi kurulduğu yolundaki savunmanın, ilgilisine (Türk Medeni Kanununun 6. Maddesi hükmü gereğince ispat külfeti kendisinde olanın diğer tarafa ) yemin teklif etme hakkı verebileceği, ‘12.4.1993 tarih 30/6 sayılı İ.B.K.) ayrıca HUMK.’nun 292. ve 293. maddelerinde değinilen ayrıcalıkların da gözetilmesinin gerekeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen ilkeler gözetilmek, tarafların delilleri de toplanıp işin esasına girilerek değerlendirilme yapılması, gerektiğinde (yemin deliline dayanılmış veya sair deliller denilmişse ) davalı yana yemin deliline başvurma hakkı sağlanması gerekirken, zımnen kira sözleşmesinin varlığına işaret edildiği belirtilip, uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilerek, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 19.12.2008 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 625.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 22.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.