Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2010/2676 E. 2010/3463 K. 25.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2676
KARAR NO : 2010/3463
KARAR TARİHİ : 25.03.2010

MAHKEMESİ : DERELİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/06/2009
NUMARASI : 2008/34-2009/79
Taraflar arasında görülen davada;Davacı, kayden paydaşı olduğu 116 ada 49 parsel sayılı taşınmaza davalıların haksız kullandıklarını ileri sürüp elatmanın önlenmesine, dikilen şeylerin yıkımına ve 4.000,00 TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, dava konusu taşınmazı miras hakkına istinaden kullandıklarını, davacı payına müdahaleleri olmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazı davalıların haksız kullandıkları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi . …raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 49 parsel sayılı taşınmazda davacının ve dava dışı bir çok kişinin kayden paydaş olduğu, davalıların taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazı davalıların haklı ve geçerli bir nedenleri olmaksızın elattıkları belirlenmek suretiyle elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Davalıların öteki temyiz itirazlarına gelince; davalıların dava konusu taşınmaza uzun yıllardır zilyet oldukları keşfen sabittir. Davacı bu süre içerisinde davalı tarafa bir ihtar veya uyarı da yapmış değildir. Öyle ise taraflar arasında Borçlar Kanununun 299. maddesi hükmü uyarınca ariyet sözleşmesinin yapıldığının kabulü gerekir. Süresiz olan bu kullanıma ses çıkartılmamış olması sebebiyle aynı yasanın 304. maddesi hükmü uyarınca dava açılmakla ariyete son verildiği (sözleşmenin feshedildiği) düşünülmelidir.
O halde, dava tarihinden önceki dönem için davalıların fuzuli şagil sayılamayacağı gözetilerek ecrimisil isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle, HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,25.3.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.