Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2010/2694 E. 2010/4153 K. 12.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2694
KARAR NO : 2010/4153
KARAR TARİHİ : 12.04.2010

MAHKEMESİ : ÜMRANİYE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/06/2009
NUMARASI : 2008/362-2009/413
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu 402 ada, 3 sayılı parselde davalı S.B.i ile 1/3 ‘er pay maliki olduklarını, paydaş davalının taşınmaz üzerine zemin ve 3 normal kattan oluşan bina inşaa ettiğini, binadan ikamet etmek ve kiraya vermek suretiyle tek başına yararlandığını, kullanabileceği bir alan olmadığını, belediyece yeni bir yapılaşmaya izin verilmediğini, davalı paydaş tarafından pay ve paydaş çoğunluğu sağlanmadan diğer davalılara kiralandığını, işgale son vermeleri ve ecrimisil ödemeleri için noter kanalıyla ihtarname keşide edildiğini ancak sonuç alınamadığını ileri sürerek elatmanın önlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.820.00.-TL. ecrimisil bedelinin ihtarnamenin tebliğinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, imar uygulamasından önce taşınmazda pay maliki olduğunu, pay temliki yoluyla payının artırdığını, taşınmazdaki binayı imar uygulamasından önce yaptırdığını, diğer paydaşların imar uygulaması ile birlikte sonradan paydaş olduklarını, sadece binanın kapsadığı alanı kullandığını, kalan bölümün kullanıma açık olduğunu, elatmanın önlenmesi davası açılamayacağını, payına düşen kısmı kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar, paydaş S.B.ci’nin onayı ile bedeli karşılığında daireleri kullandıklarını, fuzuli şagil olmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; davalı İ.K.ve davalı M. B.,hakkında açılan elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemli davanın reddine, diğer davalı S.B.i bakımında ise elatmanın önlenmesi davasının reddine, her bir dönem için ayrı ayrı faiz işletilmek üzere 7.840,00.-TL. ecrimisile karar verilmiştir.
Karar, taraflarca süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davalı i.k. ve m.bhakkında açılan davanın reddine, diğer davalı S.B. hakkında açılan davanın ise elatmanın önlenmesi bakımından reddine, her bir dönem için ayrı ayrı faiz işletilmek üzere 7.840,00.-TL. ecrimisilin tahsiline karar verilmiştir.
Davacının, dava dilekçesinde ecrimisil isteği yanında elatmanın önlenmesini de talep ettiği, ne varki dava dilekçesinde ecrimisil yönünden dava değerini 7.820,00 -YTL olarak belirtirken elatılan taşınmazla ilgili olarak bir değer belirtmediği, yargılama sırasında taşınmazın değeri konusunda açıklama yapılması istenildiği, keşfen değerin saptandığı ancak harç tamamlatılmadan yargılamaya devam edildiği görülmektedir.Hemen belirtilmelidir ki, iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçimine göre davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür davalarda HUMK’nun 413 ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 16. maddesi uyarınca; dava değerinin ve buna göre alınacak harcın elatılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından, elatmanın önlenmesi isteğinin yanında yıkım isteği de varsa dava değeri elatılan yerin değeri ile yıkımı istenilen yapı değerinin toplamından (04/03/1953 tarih, 10/2 sayılı İ.B.K.) ibaret olacağı kuşkusuzdur.
O halde, dava dilekçesinde elatılan yerle ilgili olarak davacı tarafından bir değer belirtilmediğine göre kural olarak mahkemece davacılardan bu istek bakımından dava değeri sorularak açıklattırılıp, belirtilecek değere göre davacılara harç ikmali yaptırılarak, işin esasına girilmesi, gerekli araştırma ve uygulama yapılması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, ondan sonra neticeye gidilmesi gerekeceği tartışmasızdır.
Bilindiği üzere; 492 sayılı Harçlar Yasası, harcın alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re’sen ) gözetilmesini hükme bağlamıştır. Anılan yasanını 30. ve 32. maddelerinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmıştır.
Somut olayda; dava dilekçesinde elatıldığı iddia edilen yerle ilgili olarak davacı tarafından bir değer belirtilmediği, mahkemece elatılan yerin değeri keşfen belirlendiği halde harç ikmali yapılmaksızın bu istek bakımından uyuşmazlığın ortaklığın giderilmesi yoluyla çözümlenmesi gereğine değinilerek dava reddedilmiştir.
Hal böyle olunca, elatmanın önlenmesi isteği bakımından keşfen belirlenen taşınmaz değeri üzerinden nispi tarifeye göre harcın ikmal edilmesi ondan sonra davaya devam edilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Tarafların temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedene hasren yerindedir. Kabulü ile hükmün sair nedenler incelenmeksizin açıklanan nedenden ötürü HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.