YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2985
KARAR NO : 2010/6484
KARAR TARİHİ : 04.06.2010
MAHKEMESİ : ORTACA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/02/2009
NUMARASI : 2008/403-2009/66
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları M.in mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak dava konusu 12 parça taşınmazının bir kısmını hibe, bir kısmının bedelini kendisi ödeyerek ve aracılar kullanarak davalı oğulları K. ve H.’e devrettiğini ileri sürerek, miras payları oranında tapu iptal tescil olmazsa tenkis isteklerinde bulunmuşlardır. Mahkemece 29, 30 ve 595 parsel sayılı taşınmazlar dışındaki parseller hakkındaki davanın, eldeki davadan tefrikine karar verilerek yargılamaya 29, 30 ve 595 parseller yönünden devam edilmiştir.
Davalılardan K.29 ve 30 parsel sayılı taşınmazların kendisine bağışlandığını, taşınmazın başkalarına bağışlanması ve geri alınmasının hukuki bir sonucu olmadığını, tenkis talep edilebileceğini,595 parselin bedelinin ödenerek satın alındığını belirtip davanın reddini savunmuş; davalı H. ise taşınmazların bedellerinin ödenerek satın alındığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların miras bırakan tarafından davalılara intikalin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davacıların miras payları oranında tapuların iptal ve tesciline karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili,davalı K. vekili ve davalı H. vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 4.6.2010 Cuma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden K. K. vekili Avukat H.K. geldi, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz edenler vekili avukatlar ile temyiz edilen H. K. vekili gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi U.Ş.tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava,muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil,olmadığı taktirde tenkis isteklerine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden;davacıların,miras bırakanın toplam 12 parça taşınmazını bağış, gizli bağış ve satış yoluyla davalılara temlik ettiğini ileri sürerek eldeki asıl ve birleşen davaları açtıkları görülmektedir.
Mahkemece 29, 30 ve 595 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili iddiaların kanıtlanması durumunda tapu iptali ve tesciline konu olacakları, diğer parsellerle ilgili iddianın kanıtlanması halinde ise tenkise konu olacakları gerekçesi ile tefrik kararı verilmiş ve yargılamaya 29, 30 ve 595 parsel sayılı taşınmazlar yönünden devam edilmiştir.
Dosya içerisinde bulunan tapu kayıtlarının incelenmesinden;29 parsel sayılı taşınmazın muris M. K.’a ait iken 10.12.1962 tarihinde A. K.’a bağışlandığı, bilahare A. tarafından davalılar H.ile K.’e 1 / 2 şer paylarla bağışlandığı, ara malik S. M.’ya ve S.tarafından da 17.06.1975 tarihinde K.’e satıldığı görülmektedir. 30 parsel sayılı taşınmazın da aynı şekilde mirasbırakan tarafından A.K.’a 10.12.1962 tarihinde bağışlandığı ve aynı şekilde 29 parsel gibi ara malik S. M.’ya satıldığı,onun tarafından da K.’e devredildiği anlaşılmaktadır. 595 parsel sayılı taşınmazın ise mirasbırakan M. tarafından oğlu K.’e 08.04.1980 tarihinde satış suretiyle temlik edildiği kayden sabittir.
Mahkemece, mirasbırakan tarafından davalı K.’e yapılan temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle 29,30 ve 595 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacıların miras payı oranında davanın kabulüne karar verilmiştir.
595 parsel sayılı taşınmazın satış suretiyle davalıya temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu kabul edilerek, bu parsel yönünden iptal ve tescile karar verilmesi kural olarak doğrudur.
Ancak, 29 ve 30 parsel sayılı taşınmazların bağış yoluyla temlik edildiği gözetildiğinde bu taşınmazlar bakımından 01.04.1974 tarih 1 / 2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Koşulların gerçekleşmesi halinde tenkise tabi olacaklarında kuşku yoktur. Anılan parsellerin de muris muvazaası sebebi ile iptal ve tescil kapsamına alınması isabetsizdir.
Diğer taraftan dava dosyasından tefrik edilen davaya konu taşınmazlar bakımından aynı iddialarla aynı sebeple dava açıldığından, biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyeceğinin anlaşılmasına, bir başka ifade ile HUMK’nun 45 inci maddesi hükmü uyarınca aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunmasına karşın tefrik kararı verilmiş olması da doğru değildir.
Bu durumda, mirasbırakan tarafından davalılara yapılan tüm temlikler ve HUMK’nun 45 inci maddesi gereğince aralarında irtibatın varlığı gözetildiğinde;iddiaların aynı dava içerisinde dinlenmesi, dava ekonomisi ve adil yargılama ilkeleri uyarınca bir zorunluluktur.
Hal böyle olunca, tefrik edilen dava dosyasının eldeki dava ile birleştirilmesi, gerek 29 gerek 30 parseller ile bağış şeklinde yapılan temlike konu taşınmazlar bakımından Türk Medeni Kanununun 560 ila 571. maddeleri arasında öngörülen tenkis davasının araştırılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçelerle yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Tarafların bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK’nun 428 maddesi gereğince BOZULMASINA,24.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden taraflardan davalı K. K. vekili için 750.00.-TL. duruşma avukatlık parasının karşı taraftan alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 4.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.