Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2010/3701 E. 2010/6855 K. 11.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3701
KARAR NO : 2010/6855
KARAR TARİHİ : 11.06.2010

MAHKEMESİ : ANTALYA 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/12/2009
NUMARASI : 2009/374-2009/437
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı, miras bırakanları M.’nın malik olduğu 22.7.1946 tarih 1946/40 nolu kök tapu kaydı kapsamındaki taşınmazı mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak erkek evlatlarına temlik ettiğini taşınmazın çeşitli kadastral parsellere revizyon görerek imar uygulaması ile dava konusu 7666 ada 8 imar parselinin miras bırakanın oğlu C.tarafından davalı Z.’e temlik edildiğini, tüm işlemlerin danışıklı olduğunu ileri sürerek davalılar adına kayıtlı bağımsız bölümlerin miras payı oranında tapularının iptali ve tescilini istemiştir.
Davalı; yargılama sırasında vefat ettiğinden mirasçıları davada taraf olmuşlar, davanın reddini savunmuşlardır.
Müdahiller; davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; davanın kabulüne dair karar, Dairece; “…miras bırakan M.’nın kadastrodan önce tapulu taşınmazlarını temlikinin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, yine murisin oğlu C. adına oluşan imar parselinin eşi Z.’e temlikinin de danışıklı olduğu, keşif tutanağı sulh anlaşmasının da miras bırakanın muvazaalı olan temliklerine hukukilik kazandırmayacağı, temlike konu taşınmazlardaki haklarından feragat niteliği taşımadığı benimsenmek suretiyle davanın kabul edilmiş olmasının kural olarak doğru olduğu, ancak çekişmeli taşınmazda kat irtifakı kurularak bağımsız bölümler oluştuğuna göre davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince arsa malikine bırakılması gereken bağımsız bölümler üzerinde miras payı oranında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken bağımsız bölümler belirtilmeksizin hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığını gerekçesiyle …”bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma ilamı gereğince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 11.06.2010 Cuma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat B. K. ve diğer temyiz eden vekili Av.N.K. ile temyiz eden vekili Avukat G.T. geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi U.Ş. tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı gereğince muvazaa olgusunun tespit edilerek davanın kabulüne karar verilmiş olması kural olarak doğrudur. Tarafların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ne var ki, imar parsellerinin geldiği kadastral parsellerin dayanağını teşkil eden tapu kayıtlarının incelenmesinden, bir kısım kayıtlarda, miras bırakanın oğullarının babaları dışında üçüncü kişilerden edindiği paylar da bulunduğu görülmektedir. Miras bırakandan gelmeyen diğer bir deyişle dava dışı 3. kişilerden edinilen paylar yönünden muris muvazaasından söz edilemeyeceği ve 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulmayacağı açıktır. Hükmüne uyulan bozma ilamında dava konusu imar parselinin geldisi kadastral parsellerin dayanağını teşkil eden tapu kayıtlarında davalının miras bırakanına yapılan pay temliklerinin tümünün muvazaalı olduğunun kabulü maddi hataya dayalıdır.
Hemen belirtilmelidir ki, maddi hataya dayalı bozma kararına uyulmuş olması taraflara usuli kazanılmış hak oluşturmaz. Başka bir ifade ile yanılgılı ve maddi hatalı karara uyulması usuli kazanılmış hakkın istisnasını teşkil eder.
Hal böyle olunca, çekişmeli imar parselinin hangi kadastral parsellerden geldiğinin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanması, saptanan kadastral parsellerin dayanak tapu kayıtlarında miras bırakandan gelmeyen payların da bulunması halinde, bu payların imar parselindeki karşılığının kabul kapsamı dışında bırakılması gerekirken, eksik inceleme ile yetinilip yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Öte yandan kabule göre de kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince davalıya düşen bağımsız bölümlerin çekişmeye yer bırakmayacak ve denetime elverişli olacak şekilde tespit edilmesi ve bu bağımsız bölümler yönünden hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu üzere denetime elverişli olmayacak şekilde karar verilmiş olması da doğru değildir.
Tarafların bu yöne değinen temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden taraflardan davalı vekili için 750.00.-TL. duruşma avukatlık parasının davacıdan alınmasına, 11.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.