Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2010/483 E. 2010/4656 K. 20.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/483
KARAR NO : 2010/4656
KARAR TARİHİ : 20.04.2010

MAHKEMESİ : ANTALYA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/11/2009
NUMARASI : 2008/252-2009/430
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları H.’in hukuki ehliyete haiz olmadığı dönemde maddi, manevi sıkıntı içerisinde bulunmasından ve tecrübesizliğinden yararlanan davalının, murisin 7 parsel sayılı taşınmazdaki payını çok düşük bedelle satın aldığını, temliki işlemin ehliyetsizlik ve gabin nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek miras payları oranında tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen karar dairece öncelikle ehliyetsizlik iddiasının araştırılması, miras bırakanın hukuki ehliyete haiz olduğunun belirlenmesi halinde davada dayanılan gabin hukuksal nedenine ilişkin tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturmaya dayalı hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan soruşturma sonucu davacılar iddiası sabit görülmeyerek davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 20.04.2010 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat İ. E. geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi .tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, ehliyetsizlik ve gabin hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca yapılan araştırma sonucu, Adli Tıp Kurumu 4. ihtisas Dairesinden alınan 07.09.2009 tarihli raporla davacıların miras bırakanı H.n K.ın çekişmeli 7 parsel sayılı taşınmazdaki 265/1024 payını temlik ettiği 09.03.2004 tarihinde hukuki ehliyete haiz olduğu saptanarak davada ileri sürülen gabin iddiası yönünden araştırma yapılmış olması doğrudur.
Mahkemece, davada dayanılan tüm iddialar yönünden sabit görülmeyerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; sözleşmenin gabin nedeniyle illetli olduğunun kabulü için edim ve karşı edim arasındaki nisbetsizliğin, taraflardan birinin, diğerinin şahsında mevcut özel bir durumu bilerek,istismar etmesi, sömürmesi sonucu oluşması gerekir. Dar ve zor durumda kalmaları nedeniyle, sözleşme yapmağa, mallarını çok düşük bedel ile devretmeye sürüklenmiş kişileri korumak zayıfı güçlüye ezdirmemek için hukukumuzda da düzenlemeler yapılmış Borçlar Kanunun 21. maddesi ile aynen”bir akitte ivazlar arasında açık bir nisbetsizlik bulunduğu takdirde eğer gabin mutazarrırın muzayaka halinde bulunmasından veya hiffetinden yahut tecrübesizliğinden istifade suretiyle vukua getirilmiş ise mutazarrır bir sene zarfında akti feshettiğini beyan ederek verdiği şeyi geri alabilir” hükmü getirilmiştir.
O halde, gabin den söz edilebilmesi, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı nisbetsizlik yanında bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik(hafiflik ) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki subjektif unsurun dahi gerçekleşmesine bağlıdır. Gabinin varlığı zarar görene (sömürülene),sözleşme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek iptal davası açıp iddiasını her türlü delille kanıtlama ve verdiğini geri isteme hakkı verir. Hemen belirtmek gerekirki gabin davasında öncelikle edimler arasındaki, aşırı oransızlık üzerinde durulmalı, objektif unsur isbatlandığı takdirde mutazarrırın kişiligi, yaşı, sağlık durumu, toplumdaki yeri, ekonomik gücü pisikolojik yapısı gibi maddi, manevi yönler yani subjektif unsur derinliğine araştırılıp incelenmelidir.
Somut olaya gelince, davacıların miras bırakanı H.’in dosya kapsamı ve tanık beyanlarına göre hasta ve yalnız olduğu, yaşam standardının çok düşük olduğu, kendi alım gücü ve konumu gözetildiğinde taşınmazın gerçek bedelini objektif olarak değerlendirebilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Kaldı ki, yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında da, taşınmazın gerçek değeri ile temlik değeri arasında fahiş fark olduğu bildirilmiştir. Esasen Davalıda, taşınmazın gerçek değerini bilebilecek durumdadır.
Belirlenen bu olgular, yukarıda açıklanana ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde kayıt malikinin, tecrübesizlik, bilgisizlik ve düşüncesizliği (hafiflik) ile ekonomik gücü psikolojik durumu ve konumundan yararlanılarak temlikin gerçekleştiği ve gabinin unsurlarının oluştuğu sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, gabin hukuksal nedenine dayalı iddia yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddedilmiş olması doğru değildir.
Davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 750.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 20.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.