Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2012/1050 E. 2012/4271 K. 12.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1050
KARAR NO : 2012/4271
KARAR TARİHİ : 12.04.2012

MAHKEMESİ : DİDİM(YENİHİSAR) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/10/2011
NUMARASI : 2009/828-2011/546
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı, 2375 parsel 5 paftada bulunan 15 nolu bağımsız bölümün maliki olduğunu, davalı şirket tarafından komşu parsel maliki davalının binasına baz istasyonu kurduğunu, istasyonun insan sağlığına olumsuz etkisi olduğunu ileri sürerek, baz istasyonunun kaldırılması isteğinde bulunmuştur.
Davalı şirket vekili, davanın reddini savunmuş, diğer davalılar yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece, baz istasyonunun davacının sağlığına zarar verici nitelikte olduğunun teknik ilmi ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Davalar, komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davalı …İletişim Hizmetleri A.Ş. tarafından diğer davalı F.’nın maliki bulunduğu taşınmaz üzerinde baz istasyonu kurulduğu, davacının ise komşu bina maliki olduğu, davacının kurulan baz istasyonun insan sağlığına olumsuz yönde etkileri olduğunu ileri sürerek, baz istasyonunun kaldırılması isteğiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
İddianın bu içeriği ve niteliğine göre, taraflar arasındaki çekişmenin Türk Medeni Kanununun 737 ve devam eden komşuluk hukukuna ilişkin hükümlerinin uygulanmak suretiyle çözüme kavuşturulması gerekeceği açıktır.
Mahkemece, baz istasyonunun yönetmelik hükümlerine uygun olduğu ve yönetmelikde belirtilen elektromanyetik şiddete ilişkin limit değerlerinin altında faaliyet gösterdiği ve sertifikaya uygun olduğu, Baz istasyonlarının hastalığa yol açtığı konusunda kesin bulgulara ulaşılmadığı kesin vaka yok ise bile konumları itibariyle dava konusu vericilerin uzun vadede davacıların sağlığını tehdit edici mahiyette olup olmadığının araştırıldığını buna ilişkin uzman profesör doktor T.k. ve H.b.tarafından hazırlanan raporda, dava konusu link kulesinin insan sağlığı açısından sorun teşkil etmeyeceği yönünde görüş bildirildiği, alınan bilirkişi rapor ve görüşleri esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Hemen belirtilmelidir ki, baz istasyonu adı verilen tesislerin işletilmesi sonucu geniş halk kitlelerine yarar sağladığı ve hizmet verildiği kuşkusuzdur. Ancak, bu yararın sağlanması karşısında kişilerin zarar görmesi de kabul edilemez. Buna göre, hizmetten elde edilen yarar ile bunun karşısında verilen zararın değerlendirilmesinde zorunluluk vardır. Öte yandan, hiçbir hizmetin insan yaşamı kadar önem ve öncelik taşıdığı da düşünülemeyeceği gibi yararlı bir hizmetin karşılığı olarak insanın sağlığından yoksun kalması uygun bir sonuç olarak kabul edilemez. Öyleyse, böyle bir tehlikenin varlığının saptanması halinde gerekli önlemlerin alınmasının zorunlu ve kaçınılmaz olduğu da tartışmasızdır.
Konuyla ilgili olarak 4502 sayılı Kanunla değişik 2813 sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun Kuruluşuna ilişkin Kanun ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu hükümleri gereğince çıkartılan “Telekomünikasyon Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddeti Limit Değerleri Belirlenmesi Ölçüm Yöntemleri ve Denetlenmesi Hakkındaki Yönetmelikte bir kısım usul ve esasa dair düzenlemelere yer verilmiş olup, yönetmeliğin 12. maddesinde ölçüm yapacak personelin nitelikleri belirtilmiş ve 11. maddesinde de ölçümde kullanılacak cihazların ne olacağı belirtildikten sonra nitelikleri ve özellikleri sayılmıştır.
Çekişmeye konu baz istasyonunun konumu itibariyle insanların yoğun olarak yaşadıkları ve hayatlarını sürdürdükleri yerde kurulduğu sabittir. Öyleyse, bundan kaynaklanacak sorumluluğun kusura dayanmayan tehlike sorumluluğu olduğu gözetildiğinde, tesisin bulunduğu ve kurulduğu yer bakımından uzun sürede insan ve çevreye biyolojik sağlık açısından ve psikolojik yönden zarar verdiği, güvenlik mesafesini ihlal eden bir yerleşim alanı içinde olduğu, karar verirken sosyal ve bireysel psişik travmanın da dikkate alınması gerektiği, böylesi kronik bir anksiyetenin bir sağlık sorunu olduğu, ölçüm değeri normal sınırlarda olmasına rağmen sağlık açısından riskli olabileceği açıktır.
Diğer taraftan, yaşamı kolaylaştıran hiçbir hizmet insan yaşamı kadar öncelikli ve önemli değildir. Diğer bir ifadeyle bu hizmetler hiçbir şekilde insan sağlığına zarar verecek şekilde yerine getirilemez.
Bunun yanında, baz istasyonlarının aynı yerde hizmet vermesinde zorunluluk bulunmamaktadır. Muhtemelen fazla bir bedelle de olsa daha uygun başka bir yerde ve yerleşim yeri çevresinden daha uzakta aynı sonuçları sağlayacak bir istasyonun kurulması, hizmet vermesi olanaklıdır. Ayrıca bir istasyon yönetmeliklere uygun olarak çalıştırılsa dahi zarar verdiği takdirde yönetmeliğe uygun olduğundan söz edilerek zarar verenin sorumluluğundan kurtulması kullanıma devam edilmesi sonucunu doğurmaz. Yönetmeliğe uygun değilse zaten hukuka aykırılık teşkil etmektedir.
Somut olaya gelince, dava konusu baz istasyonunun davacıya ait binaya 60 metre uzaklıkta olduğu, halen ölçülebilen bir zarar bulunmadığı bildirilmiş ise de, çevre binalarda ve bu bağlamda davacıların oturduğu binada yaşayanların psikolojilerinde büyük endişe ve kaygılara sebebiyet vereceği, bu durumunda çevre sakinlerinin yaşamını olumsuz biçimde etkileyeceği, yaratılan bu tedirginlik ve kaygı ortamında yaşamak zorunda kalan davacıların sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının ihlal edileceği hususları dikkate alındığında zarar unsurunun gerçekleştiği kabul edilmelidir.
Hal böyle olunca, davalı R.. yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden baz istasyonunun kaldırılması hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
Davacının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.