YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1097
KARAR NO : 2012/4052
KARAR TARİHİ : 05.04.2012
MAHKEMESİ : İZMİR 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/07/2011
NUMARASI : 2010/424-2011/480
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, komşuları B. A. ve müteveffa F.’nin binalarının çatısına davalıların su deposu görünümünde baz istasyonu kurduklarını, taşınmazların bitişik nizam olduğunu ve çevrede pek çok konut alanının bulunduğunu, baz istasyonunun sağlığa zararlı olduğunu ve uzun vadede kanser, alzheimer gibi rahatsızlıklara yolaçtığını, zaten çeşitli sağlık sorunları yaşadıklarını, bir de anılan baz istasyonları sebebi ile tedirgin olup, psikolojik olarak rahatsız olduklarını, ölçüm değerleri ne olursa olsun yayılan radyasyona 24 saat kesintisiz maruz kaldıklarını, imza toplayıp resmi makamlara başvurdukları halde sonuç alamadıklarını, komşuluk hukuku gereğince taşkın kullanımdan kaçınma yükümlülüğünün de bulunduğunu ileri sürerek, baz istasyonlarının kaldırılmasına karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, iddiaların doğru olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, çekişme konusu baz istasyonlarının zarar verdiğinin somut ve bilimsel delillerle kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar; komşularının binalarının çatısına davalı firmaların ayrı ayrı baz istasyonu kurduklarını, anılan istasyonların insan sağlığına zararlı olduğunu ve uzun vadede değişik rahatsızlıklara yolaçtığını, öte yandan psikolojik olarak ta tedirgin ve rahatsız olduklarını, çevrede pek çok konut alanının bulunduğunu ve sürekli olarak radyasyona maruz kaldıklarını ileri sürerek, baz istasyonlarının kaldırılması istekli eldeki davayı açmışlardır.
İddianın bu içeriği ve niteliğine göre taraflar arasındaki çekişmenin Türk Medeni Kanununun 737. ve devam eden hükümlerinde ön görülen komşuluk hukukundan kaynaklandığı açıktır. Hemen belirtilmelidir ki, baz istasyonu adı verilen tesislerin işletilmesi sonucu geniş halk kitlelerine yarar sağladığı ve hizmet verildiği kuşkusuzdur. Ancak bu yararın sağlanması karşısında kişilerin zarar görmesi de kabul edilemez. Buna göre, hizmetten elde edilen yarar ile bunun karşısında verilen zararın değerlendirilmesinde zorunluluk vardır. Öte yandan, hiçbir hizmetin insan yaşamı kadar önem ve öncelik taşıdığı da düşünülemeyeceği gibi yararlı bir hizmetin karşılığı olarak insanın sağlığından olması uygun bir sonuç olarak kabul edilemez. Öyleyse, böyle bir tehlikenin varlığının saptanması halinde gerekli önlemlerin alınmasının zorunlu ve kaçınılmaz olduğu da tartışmasızdır.
Konuyla ilgili “Elektronik Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddetinin Uluslararası Standartlara Göre Maruziyet Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü ve Denetimi Hakkında Yönetmelikte” bir kısım usul ve esasa dair düzenlemelere yer verilmiş olup, yönetmeliğin 12. maddesinde ölçüm yapacak personelin nitelikleri belirtilmiş ve 11. maddesinde de ölçümde kullanılacak cihazların ne olacağı belirtildikten sonra nitelikleri ve özellikleri sayılmıştır.
Somut olaya gelince; Mahkemece, çekişme konusu baz istasyonlarının kanun ve yönetmeliklere uygun şekilde kurulduğu ve faaliyet gösterdiği, ölçülen değerlerin limit değerlerinin altında olduğu, davacılara zarar verdiğinin somut ve bilimsel delillerle ispatlanamadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ne varki; mahkemece mahallinde yapılan uygulama sırasında fen bilirkişisinin görüşüne başvurulmadığı ve farklı yerlerde oturan davacıların taşınmazlarının çekişme konusu 3 ayrı baz istasyonuna göre konumları ve uzaklıklarının belirlenmediği, keşif neticesinde görev yapan ve bilgisine başvurulan üniversitede görev yapan bilirkişilerin raporlarında bu konuda çizdikleri krokinin de kanaat oluşturmaya yeterli olmadığı görülmektedir.
Öte yandan, çekişme konusu baz istasyonlarının yaydığı radyasyonun yönetmelikte belirtilen sınır değerlerinin altında olsa bile, sorumluluğun kusura dayanmayan tehlike sorumluluğu olduğu gözetildiğinde bu radyasyon değerlerinin uzun sürede kişi ve çevreye zarar verip vermeyeceği, daha uygun ve yerleşim çevresinden daha uzakta kurulmasının mümkün olup olmadığı hususları üzerinde de durulmamış ve bu hususlarda da bir değerlendirme yapılmış değildir.Hal böyle olunca; Elektronik Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddetinin Uluslararası Standartlara Göre Maruziyet Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü ve Denetimi Hakkında Yönetmeliğin 12. maddesinde belirtilen niteliklere haiz bilirkişiler ile uzun süreli radyasyona maruz kalmanın insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda görüş bildirebilecek uzman bilirkişinin yanısıra harita mühendisi bilirkişinin de aralarında yeraldığı bilirkişi heyeti ile birlikte mahallinde yeniden keşif yapılarak, davacıların taşınmazları ile çekişme konusu baz istasyonlarının konumunun ve uzaklığının belirlenmesi, aynı yönetmeliğin 11. maddesinde belirtilen ölçüm cihazları vasıtasıyla gerekli ölçümlerin yapılması, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda bilirkişilerden rapor alınması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları belirtilen sebeplerle yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.