YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1227
KARAR NO : 2012/4137
KARAR TARİHİ : 09.04.2012
MAHKEMESİ : MALATYA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/12/2010
NUMARASI : 2009/327-2010/680
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kayden paydaşı oldukları . ada, .ve .parsel sayılı taşınmazlara, komşu . parsel maliki davalının, kadastral parseli sınırları içinde yaptığı binanın, imar uygulaması sonucu tecavüzlü hale geldiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesine, binanın yıkımına karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, zamanaşımı süresinin dolduğunu, çekişmeli yapının taşkın olmadığını davanın reddi gerektiğini, imar uygulamasının iptali için dava açtıklarını, sonucunun beklenmesi, davanın kabul edilmesi halinde de binanın kaim bedelinin mahkeme veznesine depo ettirilmesi gerektiğini bildirmişlerdir.
Mahkemece; çekişme konusu .parsel sayılı taşınmaza davalıların bina yapmak suretiyle müdahale ettikleri, tecavüzlü durumun imar uygulaması ile oluştuğu gerekçesiyle İmar Yasasının 18. maddesi gereğince kaim bedelin davalılara payları oranında ödenmesine, elatmanın önlenmesine ve taşkın yapının yıkımına karar verilmiştir.
Karar, taraflarca süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, imar parsellerine elatmanın önlenmesi, yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece; taşkınlığın imar uygulaması sonucu meydana geldiği benimsenmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 27/12/1990 tarih, 9915 sayılı Encümen Kararı ile yapılan imar şuyuulandırma işlemi sonucunda davacılarmurisi adına kayıtlı 46 ve 47 kadastral parsellerin .ve .imar parseline, davalıların murisi adına kayıtlı .kadastral parsel ile davadı dışı A. Ö.adına kayıtlı . kadastral parselin şuyuulandırma işlemi sonucunda .imar parseline dönüştüğü, . ve . sayılı imar parsellerinde davacıların paylı mülkiyet üzere malik oldukları, 13 sayılı imar parselinde ise davalıların murisinin dava dışı Belediye ve A. Ö. ile paydaş oldukları, .imar parselini oluşturan, imardan önceki .kadastral parselin davalıların miras bırakanı İ. A. adına kayıtlı olduğu ve mirasbırakanları tarafından . kadastral parsel sınırları içinde inşaa edilen davaya konu binanın imar uygulaması sonucunda bir kısmının yolda, bir kısmının da davacılara ait . parsele taşkın hale geldiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, arzın mütemmim cüz’ü (bütünleyici parçası) olan muhtesatların, zeminin mülkiyetine tabi olmaları nedeniyle (TMK 684.md.) yıkım istekli davalarda, davanın binanın ana nüvesinin üzerinde bulunduğu taşınmazın tüm maliklerine yöneltilmesi zorunludur.
Öte yandan; yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz’ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus M.K. nun 684. maddesinde açıkça vurgulanmıştır. Ne var ki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı yasanın l605 sayılı yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3l94 sayılı imar yasasının l8. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı ya da ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
Bunun yanı sıra, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır.
298l sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik l0/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten, bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş,imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle, yukarıda değinildiği gibi, yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur
Somut olayda; taşkın olan binanın ana nüvesinin paylı mülkiyete tabi olan . nolu parsel üzerinde kaldığı, davalıların murisinin anılan taşınmazda paydaş olduğu, taşkınlığın imar uygulaması ile oluştuğu tartışmasızdır. O halde binanın TMK. 684. maddesi hükmü uyarınca zeminin mülkiyetine tabi olacağı açıktır. Davada yıkım isteği de bulunduğuna göre dava dışı paydaş olan Belediye ve A. Ö.ın da davada yer alması zorunludur.
Hal böyle olunca; yukarıda değinilen ilkeler gözetilmek suretiyle, yıkımı istenilen yapının ana nüvesinin yer aldığı .parsel sayılı taşınmazda paydaş olan dava dışı paydaşların da davada yer almasının sağlanması, ondan sonra toplanan ve toplanacak olan delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Tarafların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla ) 1086 sayılı HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 9.4.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.