Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2012/2383 E. 2012/6585 K. 05.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2383
KARAR NO : 2012/6585
KARAR TARİHİ : 05.06.2012

MAHKEMESİ : DENİZLİ 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/11/2011
NUMARASI : 2008/152-2011/351
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 05.06.2012 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat Y.S. K. ile diğer temyiz eden davalı Hazine vekili Avukat U. S. geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı Bereketli Belediye Başkanlığı vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava; tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, genel kadastro sırasında 252852 m² yüzölçümündeki 157 parsel sayılı taşınmazın hazine adına tespit edilerek çap kaydının oluştuğu eldeki davanın davacıları Y.D. ve arkadaşları tarafından kendi adlarına tespit edilen 113 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kaydının bir kısmının hazine adına çap kaydı oluşan 157 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığını ileri sürerek açtıkları tapu iptali ve tescil davası sonucunda, mahkemenin 1985-28 esas 1985-238 karar sayılı derecattan geçmek suretiyle kesinleşen kararı ile dava kabul edilerek teknik bilirkişi İsmail Köksal tarafından 11/03/1991 tarihli krokide A harfi ile işaretli olarak gösterilen 4016 m2 lik bölümün tapusunun iptali ile davacılar adına tesciline karar verildiği, ancak hazinece anılan bu bölümü de kapsayacak şekilde 3194 sayılı yasanın 15. maddesi uyarınca alınan kararla taşınmazın bir kısmının yol bir kısmında yeşil alan olarak terkin edilerek, bakiye kısmının da ifrazla 23 adet müfrez parsel olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır. Belirlenen bu duruma göre, mahkemenin 1985-28 esas 1985-238 karar sayılı kesinleşen kararı ile teknik bilirkişi, İ. K.tarafından düzenlenen 11/03/1991 tarihli krokide A harfiyle gösterilen 4016 metrekarelik bölüm üzerinde TMK 705 maddesi uyarınca, mülkiyetin anılan davanın davacılarına geçtiği sabittir. Bu halde, eldeki davada davacıların hak ve talep edebilecekleri yerin anılan bu bölümle sınırlı olacağı, bunun dışındaki kalan yerler üzerinde mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının bulunmadığı açıktır.
Oysa, davacılar T.M.K. 705. maddesi hükmü uyarınca tescilden önce mülkiyeti edindikleri bölüme ilişkin olarak dava açmamışlar, bu bölüm dışında kalan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakları bulunmayan 911, 922, 927, 1128 ve 208 ada 1 parsele yönelik olarak eldeki davayı açmışlardır.
Bu hale göre, davacıların anılan parsellere ilişkin açmış oldukları davanın dinlenmesine olanak bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
Öyleyse, davacıların tüm temyiz itirazları bu gerekçelerle yerinde değildir. Reddine;
Davalı Hazine vekilinin, bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.12.2011 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden taraflardan davalı Hazine vekili için 900.00.-TL. duruşma avukatlık parasının diğer temyiz edenlerden alınmasına, 05.06.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY- Dava, kesinleşmiş mahkeme kararına dayanan tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davalı Belediye Başkanlığı yönünden sıfat yokluğu nedeni ile redde, davalı Hazine bakımından ise tapu iptali ve tescil isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine, dairenin sayın çoğunluğu tarafından yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmasına karar verilmiş ise de sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum, şöyle ki;
Yapılan kadastro çalışmaları esnasında davalı Hazine adına tespit ve tescil gören 157 parselden 1985/28 Esas 1985/238 Karar sayılı kesinleşmiş mahkeme kararı ile fenni bilirkişi İ..K.. tarafından düzenlenen 11.03.1991 tarihli krokiye göre A harfi ile gösterilen 4016 m²’lik bölümün hazine tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tesciline karar verildiği, bu bölümün mülkiyetinin T.M.K.’nun 705. maddesi uyarınca davacılara geçtiği tartışmasızdır.
Ne varki, kesinleşmiş ilamın infazı henüz gerçekleşmeden davalı Hazine mülkiyetini kaybettiği taşınmaz bölümü de dahil olmak üzere 157 parseli 3194 sayılı yasa 15 maddesi uyarınca ifraz işlemine tabi tutarak 23 adet müfrez parsele ayırmış, taşınmazın bir kısmını yola, bir kısmını da yeşil alana terk etmiştir. İfraz işlemleri sırasında 157 parselden hükmen ayrılan yer davalı Hazine tarafından fiilen 157 parselle tevhid edilerek 157 parsel bir bütün olarak ifraza tabi tutulmuş, bunu takiben davacılar adına tescil edilmesi gereken taşınmazda müfrez parsellerle birlikte Hazine adına tescil görmüştür.
Görüldüğü gibi Hazinenin ifraz işlemlerini yaptırırken iyi niyetli hareket ettiğinden söz edilemez. Davacıların maliki bulundukları taşınmaz parçası 157 parselle bir bütünmüş gibi fiilen tevhit edilerek 3194 sayılı yasa 15. Madde uygulamasına tabi tutulmuştur, bu durumda hükmen ifraza karar verilen taşınmaz bölümünün 157 parselin tümüne oranı kadar davacıların davaya konu edilen parseller dahil tüm müfrez parsellerde hakkı vardır. Dava açabilir, iptal tescil isteyebilir.
Sayın Dairenin somut olaya çok benzeyen 3194 sayılı İmar Kanunu 18. madde uygulaması ile yapılan ifraz işlemlerinde hükmen iptal ettirilen bölüm yönünden hakkın tüm müfrez parsellere gideceği yönündeki emsal 2011/ 7741 Esas 2011/9914 Karar, 2012/4260 Esas ve 2012/8220 Karar sayılı içtihatları son derece isabetli iken eldeki dosyada davacının hakkını kroki kapsamı ile sınırlı tutan çoğunluk kararı yerinde değildir, bu nedenlerle, Mahkeme kararının doğru olduğuna inanıyorum, usule ve yasaya uygun mahkeme kararının onanması gerektiğini düşünüyorum.