YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3169
KARAR NO : 2012/5795
KARAR TARİHİ : 17.05.2012
MAHKEMESİ : NEVŞEHİR 2.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/07/2011
NUMARASI : 2010/232-2011/184
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, taraflar arasında kiracılık ilişkisi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, 7 parsel sayılı taşınmazdaki 2 numaralı mesken vasıflı bağımsız bölümün kayden davacı adına kayıtlı olduğu, davalıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan hakları bulunmadığı, ancak taşınmazı kullandıkları, bu sebeple daha önceden davacı tarafından davalılar S. ve Z. hakkında kiradan kaynaklanan bedelin tahsili, aktin feshi ve tahliye talebinde bulunularak icra takibi yapıldığı, buna karşın davalılardan S. ve Z. ile davacı arasında bir kira akti bulunmadığı ve bedelden kaynaklanan bir borçları da olmadığı belirtilerek itiraz ettikleri ve bu sebeple takibin durmasına karar verildiği ve takip talebinin bu aşamada kaldığı, bunun üzerine davacının eldeki davayı açmış olduğu anlaşılmaktadır.
Davalılar S. ve Z.’in aleyhlerine yapılan icra takibine karşı kiracı olmadıklarını belirterek ve kira bedelinden kaynaklanan borçlarının da bulunmadığını ileri sürerek itiraz etmişler, buna karşın yasal yollara başvurmamışlardır. Davacının TMK’nun 683. maddesi hükmüne dayalı olarak mülkiyet hakkından kaynaklanan ve davalıların fuzuli şagil olduğu iddiasıyla eldeki davayı açtığı görülmektedir. Buna göre, eldeki davada bir kira ilişkisi kurulduğu veya bulunduğunun savunulmadığı, davacı da davalıların fuzuli şagil olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açtığına göre, artık taraflar arasında bir kira ilişkisinin varlığı kabul edilemez.
Ne varki mahkemece, olayların yorumlanmasında yanılgıya düşülerek davalı tarafın kiracı olduğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
Öte yandan, kabule göre de, dava dilekçesinde dava değerinin talep edilen ecrimisil miktarı kadar gösterildiği ve bu değer üzerinden harç yatırıldığı, elatmanın önlenmesi isteği hakkında bir değer gösterilmediği, yargılama sırasında bu istek yönünden harç tamamlanmadığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür bir davada, HUMK’nun 413 ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 16.maddesi uyarınca dava değerinin elatılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil veya tazminatın toplamından, elatmanın önlenmesi isteğinin yanında yıkım isteği de varsa dava değeri elatılan yerin değeri ile yıkımı istenilen yapı değerinin toplamından (4.3.1953 tarih 10/2 sayılı İ.B.K.) ibaret olacağı ve belirlenen bu değer üzerinden Harçlar Kanununun 26, 27, 28, 30 ve 32 maddelerinin öngördüğü şekilde işlemlerin yerine getirileceği ve gerekli olan harcın alınacağı tartışmasızdır.
Öte yandan, Harçlar Kanunu harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır. 492 sayılı Kanunun 32. Maddesinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmış 30. madde hükmünde de ” … muhakeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o celse için muhakemeye devam olunur; takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. HUMK.’ nun 409.maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Hal böyle olunca, el atıldığı iddia edilen taşınmazın değerinin belirlenmesi ve bu değer üzerinden, yukarıda değinilen ilkeler ve düzenlemeler gözetilmek suretiyle, harç ikmali yaptırılması, bu koşul yerine getirildiği takdirde davaya devam edilerek esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, anılan hususun da gözardı edilmiş olması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazı değinilen yönler itibariyle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.