YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3205
KARAR NO : 2012/5864
KARAR TARİHİ : 21.05.2012
MAHKEMESİ : EDİRNE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/10/2011
NUMARASI : 2011/183-2011/303
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamı ve toplanan delillerden taraflar arasında yazılı bir kira sözleşmesi yoksa da, davacının 20.11.2009 tarihinde paydaşı olduğu taşınmazın tamamını edindiği uzun yıllar önce davacı murisi N. daha sonrada paydaşlardan S tarafından zirai amaçla davalıya kiraya verildiği anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 278. maddesi uyarınca hasılat kirası ile kiralayan, kiracıya bir ücret karşılığından ürün veren bir malın veya hakkın kullanılmasını ve semerelerini terk borcu altına girer.
Bilindiği üzere, hasılat kira sözleşmesinin mutlaka yazılı olması gerekmez, somut olayda olduğu gibi sözlü olarak da yapılabilir. Bu sözleşmeler belli süreli olarak yapılabileceği gibi süresiz de yapılabilir veya belli bir süre için yapılan sözleşmenin sonradan süresi belirsiz hale gelmesi de olanaklıdır. Hasılat kira sözleşmelerinin feshine ilişkin düzenlemeler ise Borçlar Kanunu’nun 285 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, özellikle sözleşmeyi sona erdiren fesih hakkı 285. maddenin 2. fıkrasında yer almıştır. Kira sözleşmeleri sözleşmede veya yasada öngörülen ihbar sürelerine uyularak taraflarca her zaman feshedilebilir. Ancak hemen belirtilmelidir ki zirai amaçlı hasılat sözleşmesinde fesih ihbarının aksine sözleşme hükmü bulunmaması durumunda mahalli örfe bakılarak ilkbahar ve sonbahar dönemleri içinde yapılıp yapılmadığının açıklıkla saptanması gerekir. Çünkü Borçlar Kanununun 285. maddesinde “Müddet hakkında akit veya mahalli adet ile hilafına bir hüküm tayin edilmemiş ise iki taraftan her biri en aşağı altı aylık bir ihbar müddetine riayet şartıyla akdi feshetmek selahiyetini haizdir. Hilafına bir mukavele yok ise, zirai gayrimenkullerde mahalli adetçe cari ilk veya sonbahar mevsimleri için diğer bütün icarlarda her hangi bir zaman için feshin ihbarı caizdir.” denilmiştir. Yasada belirtilen ilkbahar vadesi kiracının daha az masrafla taşınabilmesini, sonbahar vadesi ise hasılatını kaldırabilmesini temin için kabul edilmiştir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu olay değerlendirildiğinde, zirai hasılat kirası nedeniyle kiracı olan davalıya noter vasıtasıyla çekilen ihtarın 01.04.2011 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki davanın ise yasada öngörülen altı aylık ihbar müddeti ve hasat mevsimi beklenmeksizin 02.06.2011 tarihinde açıldığı sabittir.
Bu durumda, her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirileceği gözetilerek, dava tarihinde yasada belirtilen feshi ihbar koşullarının oluşmadığı ve davalının bu tarih itibariyle kiracı olduğu dikkate alınarak davanın reddi gerekirken, aksine düşüncelerle kabulü doğru değildir.
Davalının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.