Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2012/3228 E. 2012/5975 K. 23.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3228
KARAR NO : 2012/5975
KARAR TARİHİ : 23.05.2012

MAHKEMESİ : SİLİFKE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/12/2011
NUMARASI : 2009/562-2011/588
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tesil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi nın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1 parsel sayılı taşınmazın tarafların miras bırakanı M.Ö.tarafından 9.10.2009 tarihinde oğlu olan davalıya satış suretiyle temliki nedeniyle mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve değerlendirme sonucunda muvazaalı olduğu saptanarak asıl davacı Minira’nın açmış olduğu davanın kabul edilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu yöne ilişkin davalının temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Ancak, davacının kendi payı oranında açmış olduğu tapu iptal ve tescil istekli davada dava dışı Merkube’nin asli müdahale talebinde bulunarak kendi payınıda dava etmiş olduğu ve mahkemece bu pay yönündende karar verildiği görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki; davanın derdest bulunduğu dönemde yürürlükte bulunan 1086 Sayılı Yasanın düzenlemesinde fer’i müdahillik talebine cevaz verildiği halde asli müdahale yönünden bir düzenleme öngörülmemiştir. Nevar ki, yargısal kararlar ve uygulama ile asli müdahale talebinin şartlaranının varlığı halinde mümkün olduğu ortaya konulmuştur. Bir kimsenin asli müdahil olarak kabul edilebilmesi bakımından dava konusu edilen şey üzerinde müstakil ve bağımsız hak talebinde bulunulması halinde ancak mümkündür. Dava konusu dışında var olduğu iddia edilen bir hakkın asli müdahale talebi yoluyla dava konusu edilmesine olanak yoktur. Nitekim, yargısal uygulamalarla kabul edilen asli müdahilliğe 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK nun 65. maddesi ile hüküm altına alınmış bulunmaktadır. Anılan yasal düzenlemede değişik bir hükme yer verilmiş değildir.
O halde, anılan talebin harçta ikmal edildiğine göre hukuk tekniği itibariyle ayrı bir dava olarak değerlendirilmesi gerektiği tartışmasızdır. Öyleyse asli müdahilin talebinin kabulü ile onun payı oranında iptal ve tescil kararı verilmiş olmasının doğru olduğu söylenemez.
Öte yandan kabul tarzı itibariyle davalının üzerinde kalması gerekli olan miras payına tekabül eden dava değeri dışında kalan değer üzerinden harç ve avukatlık ücreti takdir ve tayin edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davalının payına tekabül eden değerinde harç ve vekalet ücretine esas alınması isabetsizdir.
Hal böyle olunca, öncelikle asli müdahale talebininin yargılama sırasında harcıda ikmal edildiği gözetilerek eldeki davadan tefrik edilip bağımsız bir dava olarak ayrı bir esasa kaydının yapılmasından sonra işin esası bakımından bir karar verilmesi, diğer taraftan davacının payının karşılığı değer üzerinden harç ve vekalet ücretinin belirlenmesi için karar bozulmalıdır.
Davalının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.