YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4717
KARAR NO : 2012/5580
KARAR TARİHİ : 10.05.2012
MAHKEMESİ : BODRUM 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/11/2010
NUMARASI : 2008/160-2010/395
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan elatmasının önlenmesi,yıkım ve eski hale getirme davasının yapılan yargılamasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davacı vekili ile davalı vekili tarafından süresinde temyizi üzerine dosya ve Tetkik Hakimi ‘ın raporu incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ve eski hale getirme isteklerine ilişkin olup, mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 521 parsel sayılı taşınmazın davacı ile dahili davacıların miras bırakanları B.K.’a ait olduğu, bu taşınmazın güneyinde yer alan kat mülkiyeti kurulu 605 nolu parsel ile kat irtifakı kurulu 465 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara davalı şirketin villa tarzı binalar inşa ettiği, aynı zamanda 605 parselde bir kısım bağımsız bölümlerin maliki olduğu, davacının, davalı şirketin parsellerinde inşaata başlamadan önce imar planı gereği yola ve parka isabet eden taşınmaz bölümlerini terkettiğini, ancak terke rağmen park alanı olarak terkettiği kısma ve çekişmeli parsellerine tecavüzlü şekilde foseptik çukuru inşa ettiğini, öte yandan komşu parsel ile taşınmazını ayıran sınırda bulunan taş duvarı yıkarak ağaçları da keserek, taşınmazına tecavüzlü şekilde duvar yaptığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi, yıkım ve eski hale getirme istekli eldeki davayı açtığı, yargılama sırasında davacı yanında diğer mirasçıların da davaya dahil oldukları anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; 3.12.2009 günlü bilirkişi krokisinde E harfi ile gösterilen ve davacı parselinde kalan bölüm yönünden davanın kabul edildiği diğer bölümler yönünden iddiaların kanıtlanamadığı gerekçesi ile reddedildiği ve parka yönelik isteğin kabul edildiği görülmektedir.
Oysa yapılan araştırma ve uygulamanın hükme yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur.
Şöyle ki; keşfen elde edilen bilirkişi raporunda krokide A, B ve C harfleri ile gösterilen bölümlerin davacı çapı kapsamında ancak imarda, imar yolu olarak belirtilmiş olup,gerçekten de; anılan bu bölümlerin öncesinde davacıya ait çap kapsamında kaldığı halde, sonradan yapılan ve geçekleştirilen imara dayalı olarak yola terkin edilmiş ise, bu durum karşısında davacı tarafın idari işlem sonucu bu bölüme ilişkin mülkiyet hakkını kaybedeceği açıktır.Böylesi bir durumun saptanması halinde davacının anılan yerlerde mülkiyet hakkı kalmayacağından bu bölümlere ilişkin davanın reddedileceği tartışmasızdır. Yok eğer anılan bölümlerin uygulamalı imar planına dayalı olarak değilde mutasavver (tasarlanmış) plan gereğince imar yolu olarak ayrılması sözkonusu ise, davacının TMK’nın 683. maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkına değer verilmek suretiyle neticeye gidilmesi gerekeceği de kuşkusuzdur.
Oysa bu konular üzerinde yeterince durulup, keyfiyet duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulmuş değildir.
Diğer taraftan; umumun istifadesine park olarak bırakılan zeminde, davalı tarafın foseptik çukuru açmasının, davacıya ne şekilde bir zarar verildiği açıkça ortaya konulmadan bu bölüme yönelik davanın kabul edilmiş olması da isabetsizdir.
Taraf vekillerinin belirtilen sebeplerle temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün 12.01.2011 tarihinde kabul edilen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.5.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.