Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/10458 E. 2013/13697 K. 30.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10458
KARAR NO : 2013/13697
KARAR TARİHİ : 30.09.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ :TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, murisine ait olduğunu bildiği 7, 8 ve 17 parsel sayılı taşınmazların davalı adına kayıtlı olduğunu öğrendiğini, satışın gerçek olmama ihtimali bulunduğunu ve taşınmazların tek erkek çocuğa bırakılmak istenmiş olabileceğini ileri sürerek payı oranında tapu iptali ve tescil kararı verilmesini istemiş, yargılama sırasında 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davasından feragat etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın kadastro çalışması öncesinde tapulu olmaması nedeni ile muris muvazaası olarak değerlendirilemeyeceği, davanın kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğu, 20 yıllık zilyetlik şartının gerçekleştiği ve feragat gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı … vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’nın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

-KARAR-

1) Hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle davacının feragat talebi göz önüne alınarak karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, çekişmeli 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar yönünden feragat nedeni ile davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacıların temyiz itirazı yerinde değildir. Reddine.
2) Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 17 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitleri sırasında senetsizden davalı adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır. Tapusuz taşınmazlar menkul niteliğinde olup, satış ve bağışlanmasına ilişkin sözleşmeler herhangi bir şekle tabi bulunmamaktadır. Tapusuz taşınmazlar üzerindeki zilyetlik hakkının devredilmesi şekle tabi olmadığından, gizlenen bağış akdi de geçerlidir ve bu tür olaylarda 01.04.1974 tarih ve ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri yoktur. Bu durumda, davacının 17 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptal-tescil isteğinin reddedilmesi doğrudur. Davacıların, bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.

./..

-2-

3) Davada, davacı miras payı oranında iptal-tescil isteğinde bulunduğuna göre, Mahkemece yapılan keşfe dayalı olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre, çekişmeli taşınmazların belirlenen toplam değeri olan 531.056,30 TL üzerinden, davacının 1/7 miras payına karşılık gelen 75.865,18 TL esas alınmak suretiyle davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, toplam değer üzerinden davalı yararına fazla vekalet ücretine karar verilmiş olması doğru değil ise de, anılan bu yanlışlığın yargılamanın yeniden yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, hüküm fıkrasının (3) nolu bendinde yer alan “Davalı vekili yararına tayin ve takdir olunan karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesine göre belirlenen 29.378,00.-TL, vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,” ibarelerinin hüküm fıkrasından çıkartılmasına, yerine, “Davalı vekili yararına tayin ve takdir olunan karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesine göre belirlenen 8.119,21 TL, vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,” ibarelerinin yazılmasına, davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 437/8. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.