YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14651
KARAR NO : 2014/4219
KARAR TARİHİ : 25.02.2014
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakan …’in kayden malik olduğu 109 ada 131 ve 133 parsel sayılı taşınmazları mirasçılardan mal kaçırma amacıyla noterde yapılan 05.09.2003 tarihli ölünceye kadar bakma Akdiyle torunu olan davalıya temlik ettiğini, temlik sırasında ehliyetsiz olduğunu ileri sürerek tapuların iptali ile payları oranında adlarına tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, iddiaların yersiz olduğunu, bakım borcunu yerine getirdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, miras bırakanın temlik tarihinde ehliyetli olduğununAdli Tıp Kurumu raporuyla belirlendiği, temlik dışı pek çok taşınmazının bulunduğu, murisin yaşı ve sağlık durumu itibariyle ölünceye kadar bakma akdi yapmasının olağan olduğu, davalının bakım borcunu yerine getirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi …’nin raporu okundu, düşüncesi alındı. Davacıların duruşma isteği değer yönünden reddedildi. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle miras bırakanın çekişmeli taşınmazları mirasçılarından mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak değil gerçekten ölünceye kadar bakma akdiyle davalı torununa temlik ettiği, kaldı ki temlik dışı pek çok taşınmazının bulunduğu, davalının da bakım borcunu yerine getirdiği saptanarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olduğuna göre davacıların temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 0,90 TL. Bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 25.02.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif) ( Muhalif)
./…
KARŞI OY
Bilindiği üzere; ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir bağıttır. (TBKm.6ll).Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusuda bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer.(TBK.m.6l4).Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikinde muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, aslolan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır.(TBK.m.l9). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 0l.04.l974 gün ve l/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı,temlik edilen malın,tüm mamelekine oranı,bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların gözönünde tutulması gerekir.
Somut olaya gelince; miras bırakanın 1916 yılında doğduğu ve 01.02.2008 tarihinde öldüğü, mirasçı olarak davacılar ve ile dava dışı davalının annesi Aysel’i bıraktığı, murisin davaya konu 109 ada 131 ve 133 parsel sayılı taşınmazlarını 05.09.2003 tarihinde ölünceye kadar bakım akdi ile torunu olan davalı …’ye temlik ettiği, murisin temlik dışı bir çok taşınmazının daha kaldığı kayden sabittir.
Öte yandan, murisin Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/80 sayılı dosyasından bir çok taşınmazını vasiyetname ile davalıya bıraktığı anlaşılmaktadır.
O halde; açıklanan olgular yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, miras bırakanın yapmış olduğu temlikle ilgili olarak gerçek amaç ve iradesinin belirlenmesi açısından mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olduğu söylenemez.
Hal böyle olunca; mahkemece temlike konu taşınmazların ve temlik dışı taşınmazların değerinin keşfen belirlenmesi, murisin vasiyetname ile davalıya bıraktığı taşınmazlarla ilgili dava dosyasının getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önüne alınması, davalıya yapılan temlikin terekeye oranı makul karşılanabilecek sınırda kalıp kalmadığının ve daha az miktarda taşınmazın temlikinin yapılması halinde murisin bakımının mümkün olup olmadığı hususlarının araştırılması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece farklı düşünce ve yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olmasını doğru bulmuyoruz. Bu nedenlerle de hükmü onayan sayın daire çoğunluğunun görüşlerine de katılmıyoruz.