Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/15292 E. 2014/18304 K. 25.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15292
KARAR NO : 2014/18304
KARAR TARİHİ : 25.11.2014

MAHKEMESİ : ÇAYELİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/03/2013
NUMARASI : 2011/27-2013/82

Taraflar arasında görülen tapu iptali, tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 25.11.2014 Salı günü saat 9.31’de daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, tapu iptali ve tescil mümkün olmazsa taşınmaz bedelinin tahsili isteğine ilişkin olup, mahkemece, iddianın gabin hukuksal nedenine dayalı olduğu ve ispatlandığı gerekçesiyle iptal – tescil talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar, M.. A.. mirasçıları olduklarını, kendilerinin Hollanda’da ikamet ettiklerini, murisleri Muhittin’in dayısının oğlu olan davalı Ekrem ile kardeşi Celal’in Muhittin’den intikal eden taşınmazların miktarı ve değeri konusunda kendilerini kandırarak, taşınmazları bilmemelerinden ve akraba olmaları nedeniyle güvenlerinden yararlanarak davalının muhasebecisine vekâletname vermelerini sağladıklarını, vekili tanımadıklarını, tamamen davalı ile kardeşinin isteği doğrultusunda hareket ettiklerini, vekil aracılığı ile dava konusu taşınmazlardaki mirasbırakanları Muhittin’in payını davalıya satış yoluyla devrettiklerini, davalının tapuyu devraldığı hâlde herhangi bir ödeme yapmadığını, davalı taraf ve kardeşinin gerçeğe aykırı hileli beyanları sonucu hataya düşürülüp kendilerinden vekaletname aldırıldığını öğrendikten sonra vekil tayin ettikleri kişiyi azlettiklerini ileri sürerek, tapu iptal ve tescil olmazsa bedelin tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Hemen belirtilmelidir ki, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 74. ve 76.maddelerine paralel düzenlemeler getiren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26 ve 33. maddelerine göre; olayları bildirmek ve ileri sürmek taraflara, bu kapsamda nitelemeyi yapmak ve belirlenecek hukuki tavsifle ilgili olarak tatbik edilecek kanun hükümlerini tesbit ve tayin ederek uygulamak hakime aittir.
Eldeki davada, dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre gabin hukuksal nedenine değil, hile hukuksal nedenine dayanıldığı görülmektedir. Nitekim olayda gabin nitelemesi doğru olmadığı gibi gabinin objektif koşulları da oluşmamıştır. Davacıların iddiası ve olgular hile hukuksal nedenine dayalıdır.
Davacılar, dava dilekçesinde, Çayeli dışında yaşadıklarını, taşınmazların miktarı ve değeri konusunda yanıltıldıklarını, bedel ödenmediğini ileri sürmüşlerdir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişmeye konu sekiz parça taşınmazda davalı, dava dışı kişiler ve davacıların mirasbırakanı Muhittin’in verasette iştiraken malik oldukları, Muhittin’in 2006’da ölmesiyle davacıları mirasçı olarak terk ettiği, mirasçılardan Zeynep, Ali ve F.. G..ün 21.12.2009 tarihinde Üsküdar ……Noterliğinden, Murat’ın 18.12.2009 tarihinde Deventer Başkonsolosluğundan verdikleri vekâletnameler gereğince yetkili vekilleri Y.. Ş.. tarafından, elbirliği mülkiyet olarak adlarına intikalen tescil edildikten sonra, 29.4.2010 tarihili akitle davacıların miras paylarının diğer paydaş davalı E.. Ç..’na satıldığı, davacıların amcası olan İ.. A..’ın da aynı şekilde, aynı vekil aracılığı ile taşınmazlardaki payını 10.9.2009 tarihinde davalı Ekrem’e sattığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere hile (aldatma); genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Ne var ki, mahkemece hile yönünden herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmış değildir.
Hâl böyle olunca; öncelikle satış işlerinde kullanılan vekâletnamelerin ve resmi senedin celpedilmesi, vekâletnamelerde verilen yetkinin irdelenmesi, taraflarca gösterilen tanıkların beyanlarının alınması, bilirkişi raporuna yapılan itirazların gözetilerek, davacıların iddiaları ve itirazları doğrultusunda taşınmazların değerinin belirlenmesi, toplanan ve toplanacak tüm delillerin hile iddiası yönünden araştırılması, vekil Y..Z..’nın tevdi mahalli tayin ettirerek her bir davacıya 7.500,00TL’dan 30.000,00TL’yı hesaplarına yatırması, bu paranın davacılar tarafından çekilip çekilmediğinin sorulması ve yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; hukuki nitelemede yanılgıya düşülerek, yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün belirtilen nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.