Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/19336 E. 2014/5533 K. 13.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/19336
KARAR NO : 2014/5533
KARAR TARİHİ : 13.03.2014

ESAS NO : 2013/19336
KARAR NO : 2014/5533
MAHKEMESİ : RİZE SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/06/2013
NUMARASI : 2013/508-2013/712

Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece, davaya konu 13, 26 ve 27 nolu parsellerde Hasan kızı Hatice adında paydaşın bulunmadığı gerekçesi ile bu taşınmazlar yönünden davanın reddine, 10 ve 28 nolu parsellerle ilgili iddianın sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davaya konu 13, 26 ve 27 nolu parsellerde Hasan kızı Hatice adında paydaşın bulunmadığı gerekçesi ile bu taşınmazlar yönünden davanın reddine, 10 ve 28 nolu parsellerle ilgili iddianın sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar, miras bırakanları Hasan kızı H.. H..’ın paydaşı olduğu 438 ada 10, 13, 26, 27 ve 28 parsel sayılı taşınmazların sicil kaydında Hasan olan soyadının yazılı olmadığını ileri sürerek, anılan kayıtların nüfus kaydına uygun olarak düzeltilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Bilindiği üzere; Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan 6100 sayılı HMK’nin 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece kabul kapsamına alınan taşınmazlar bakımından yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyle ki özellikle; miras bırakan ile davacılar arasındaki akrabalık bağını gösterir nüfus kayıt tablosunun getirtilip davacıların dava açma sıfatlarının bulunup bulunmadığının belirlenmediği, ifrazla oluşan 438 ada 28 nolu parselin ifrazdan önce geldiği taşınmaza ait tapu kaydı, kadastro tutanağı ve varsa kadastro tutanağına dayanak belgelerin getirtilmediği, 438 ada 10 nolu parsele kadastro tespiti sırasında revizyon gören tapu kaydı ile dayanaklarının istenip denetleme yapılmadığı, taşınmazları kimin hangi tarihten beri ne şekilde tasarruf ettiklerinin araştırılmadığı, nüfus müdürlüğünden başta Rize merkez olmak üzere, ilçe, bucak ve köylerinde tapu kaydında yeraldığı şekilde ”Hasan kızı Hatice ” adında herhangi bir kişinin kaydının olup olmadığı sorulmadan yalnızca mahalle bazında yapılan nüfus sorgulaması ile yetinildiği, öte yandan kadastro tespit bilirkişilerinin yaşayıp yaşamadıklarının araştırılarak bilgilerine başvurulmadığı, evrak arasına alınan 438 ada 10 nolu parselin kadastro tutanak fotokopisinin de tamamı okunamadığı halde okunaklı bir suretinin de temin edilmediği görülmektedir.
O halde; öncelikle davacılar ile miras bırakanları olduğu iddia edilen Hasan kızı Hatice arasındaki akrabalık ilişkisini gösterir kayıtların getirtilerek davacıların mirasçı olup olmadıklarının ve dava açma sıfatlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi, ondan sonra yukarıda değinilen ilkeler ve olgular çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak kabul kapsamına alınan 438 ada 10 ve 28 parsel sayılı taşınmazların paydaşı olan ”Hasan kızı Hatice’nin” davacıların miras bırakanı olduğu iddia edilen ”Hasan kızı H.. H..” olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi, dava kısmen reddedildiği halde yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettiren davalı idare yararına vekalet ücreti takdir edilmemiş olması da isabetsizdir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 13.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.