Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/19874 E. 2014/11666 K. 12.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/19874
KARAR NO : 2014/11666
KARAR TARİHİ : 12.06.2014

MAHKEMESİ : TARSUS 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/05/2013
NUMARASI : 2012/305-2013/326

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan tüm delillerden çekişme konusu 2762 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 11.02.1957 tarihinde “Yusuf oğlu A.. K..” adına yapıldığı, ancak Hazine, Orman İdaresi ve Mehmet Dur tarafından tespite karşı açılan tespite itiraz davası sonucu Tarsus Gezici Arazi Kadastro Mahkemesi’nin 19.08.1960 gün 1958/2246 Esas, 1960/575 Karar sayılı kararı ile “Ölü oğlu Yusuf ve K.Ö..mirasçıları” adına tesciline karar verildiği, hükmün 26.10.1960 tarihinde kesinleşmesi sonucu davaya konu taşınmazda “1/2 hisse ile “Halim oğlu Yusuf mirasçıları”‘nın malik olduğu, bilahare “Halil ve Hatice’den olma Y. A..” mirasçıları tarafından anılan paydaşın kendi mirasbırakanları ile aynı kişi olduğu ileri sürülerek, tapu kaydında düzeltim isteği ile Çamlıyaya Asliye Hukuk Mahkemesi 2008/38E., 2009/17 K sayılı davanın açıldığını, kayıt malikinin kimlik bilgilerinin “Halil oğlu Y. A..” şeklinde tashine karar verilmesi ile bu kişinin mirasçıları olan davalılar adlarına intikalin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davacılar, davalıların açtıkları tapu kaydında düzeltim davası sonucunda hile ile mahkemeyi yanılttıklarını, gerçekte çekişmeli payın “T. Y..”‘un ölümüyle mirasçılar arasında yapılan taksim sonucu kendi mirasbırakanları “A.. K..”‘a isabet ettiğini ileri sürerek, tapu iptali ve tescil isteği ile eldeki davayı açmışlardır.
Somut olayda, tescilin dayanağı olan kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren dava tarihi 08.02.2010 kadar 10 yıllık sürenin geçtiği açıktır.
Bilindiği üzere; 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen süre hak düşürücü süre olup kamu düzeni ile ilgilidir ve mahkemece davanın her aşamasında res’en gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır.
Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen ilke ve yasal düzenlemeler gözetilerek davanın hak düşürücü süreden dolayı reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalılar vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.06.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
..Davacılar vekili; davaya konu 2762 parselin 1957 yılında yapılan kadastro çalışması sırasında “Yusuf oğlu A.. K..” adına tespitinin yapıldığını, bu tespite M. D.. tarafından yapılan itiraz üzerine Gezici Arazi Kadastro Mahkemesince 1960 tarihli kararla “Ölü Yusuf ve Kızılömer mirasçıları adına tespit ve tesciline ” karar verildiğini, daha sonra somut davanın bir kısım davalıları tarafından 08.09.2008 tarihinde Çamlıyayla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/38 Esas sayılı dosyasıyla “tapuda isim tashihi” davası açılmak suretiyle 10.03.2009 tarihli kararla tapunun 1/2 hissesinin malikinin “Halim oğlu Yusuf mirasçıları” olan isminin “Halil oğlu Y.A..mirasçıları” olarak düzeltildiğini, bu davada taraf olmadıklarını, bu kararın infazı ile taşınmazın davalılara intikal ettirildiğini, asıl malikin kendi murisleri “T. Y..” olduğunu belirterek davalılar adına “yolsuz tescil” suretiyle oluşan tapu kaydının iptali ile müvekkillerinin murisi yada A.. K..’ın mirasçıları davacılar adına tescilini talep etmiştir.
Davalılar vekili; taşınmazın murisleri Halil oğlu Yusuf Aydın tarafından diğer malik Kızılömer ile uzun yıllar birlikte kullanıldığını, tespit maliki Yusuf’un kendi murisleri olduğunu bu nedenle tapuda isim tashihi ile taşınmazın intikalinin sağlandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Yargılama sonunda mahkemece; Çamlıyayla Asliye Hukuk Mahkemesinin “Tapuda isim tashihi” ne ilişkin kararının hatalı olduğu gerekçesiyle davalılar olan tapu kaydının iptali ile 1/2 payın topal Yusuf oğlu A.. K.. mirasçıları adına tesciline karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dosyanın tetkikinden safahatın dava dilekçesinde özetlendiği üzere olduğu anlaşılmıştır. Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin dosyası incelendiğinde 19.08 1960 tarihli oturumda davacı “… tapudaki malikler adına tespit ve tescilini isterim”, davalı A.. K.. da “…tapudaki malikler adına yazılmasına bir diyeceğim yoktur.” şeklinde beyanda bulunmuş, mahalli bilirkişi ise “…halim ağanın fevtinden Yusuf ve Kızılömer adına tespiti icap eder bunlar öldü mirasçıları devamlı olarak zilyettir bu bakımdan tespitin bunlar adına yapılması doğrudur.”şeklinde beyanda bulunmuş bunun üzerine davacı söz alarak ” ehlivukuf doğru söyler ben de Yusuf ve Kızılömere mirasçıyım veraset ilamı çıkarıp tapuda intikal yaptırırım” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Somut olaya dönüldüğünde çözümlenmesi gereken husus, Kadastro mahkemesince belirlenen tapu maliki “Halim oğlu Yusuf”un kim olduğu, bir başka ifadeyle davacıların murisi mi, yoksa davalıların murisimi olduğu hususudur. Eğer mahkemenin belirlediği gibi davacıların mirasbırakanı ise dava kabul edilecek, davalıların mirasbırakanı ise dava reddedilecektir.
Öte yandan 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre kadastrodan önceki hukuki nedenlere dayanılması halinde söz konusu olup, kadastro sonrası nedene dayanılması halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyeceği kuşkusuzdur.
Sayın çoğunluk davanın 3402 sayılı yasanın 12/3 maddesinde belirtilen hak düşürücü sürede açılmadığı sonucuna varmıştır. Bu görüşe katılmak mümkün değildir. Zira davacılar kadastro tespitinin kendi murisleri yerine davalıların murisleri adına yapıldığını ve bunun doğru olmadığını iddia etselerdi şüphesiz hak düşürücü süre geçmişti. Ne var ki iddia tespit malikinin kendi murisleri olduğu yönündedir. Diğer yandan davacılar ellerini çabuk tutup davalılardan önce mahkemeye müracaatla tapu malikinin ismini düzelterek tapuda kendi adlarına intikal yaptırsalardı bu kez de davalılar tarafından aynı gerekçelerle dava açılması halinde yine hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahsetmek mümkün olacakmıydı? Hak düşürücü süre geçmişse davayı kim açarsa açsın geçmiştir. Bu nedenlerle somut uyuşmazlıkta isteğin kadastro sonrası nedene dayalı olması nedeniyle hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahsetmek mümkün değildir.
Yerel mahkemenin kararında da belirtildiği üzere Çamlıyayla Asliye Hukuk Mahkemesinin verdiği “isim tashihi” kararı doğru değildir. Bu kararın davacıları bağlamayacağı da açıktır. Somut olayda yapılması gereken tapu malikinin taraflardan hangisinin murisi olduğunun tespitidir. Mahkemece de bu yapılmıştır. Kadastro dosyasında 1960 tarihinde yapılan duruşmada ehlivukuf tapu maliklerinin ölü olduğunu belirtmiş tarafların buna itirazı olmamıştır. Halbuki davalıların murisi Yusuf 3.10.2000 tarihinde ölmüştür. Taşınmazın maliki olması mümkün değildir.
Mahkemece Murisin davacıların murisi olduğu doğru olarak tespit edilmekle birlikte muris T. Y..’un davacılardan başka mirasçıları olduğu gözden kaçırılarak tek mirasçı A.. K.. imiş gibi taşınmazın 1/2 payının tamamının davacılar adına tescil kararı verilmesi doğru olmadığından kararın bu nedenle bozulması gerektiği görüşüyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.