YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21209
KARAR NO : 2015/4540
KARAR TARİHİ : 31.03.2015
MAHKEMESİ : KUŞADASI 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/07/2013
NUMARASI : 2010/346-2013/341
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı mirasçıları vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 31.03.2015 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılardan B.. K.. ve vekili Avukat N.. Ö.. ile temyiz edilenler vekili Avukat H.. Y.. geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi S.. Ö.. tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 647 ada 104 parsel sayılı taşınmazdaki 11 numaralı bağımsız bölümün tapuda İ.. K.. adına 24.06.2003 tarihinde tescil edildiği, davalı İkram’ın 14.05.2009 tarihinde öldüğü, davanın ise 06.09.2010 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava ehliyeti davada taraf olma yeteneğidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu taraf ehliyetini tanımlamamış 50. maddesiyle Türk Medeni Kanununa (TMK) yollamada bulunmakla yetinmiştir. Medeni Kanunumuz ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış, 8, 28, 47 ve 48. maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını, her gerçek kişinin sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren taraf ehliyetini kazanacağını ve yaşadığı sürece taraf ehliyetinin devam edeceğini belirtmiştir. Öte yandan gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak ta taraf ehliyetinin sona ereceği Medeni Kanunun 28. maddesinin buyurucu nitelikteki hükmüyle açıklanmıştır. Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişinin taraf ehliyetini yitireceği kuşkusuzdur. Bu itibarla, gerek Medeni Kanun gerekse HMK’nu dava açıldığı zaman hayatta bulunan kişiler yöünden düzenleyici hükümler koymuş; ölen kişinin taraf ehliyetini yitireceği, aleyhine dava açılamayacağı, dava tarihinde şahsiyeti sona ermiş olan kimsenin mirasçılarına ardıllık (halefiyet) kuralı uygulanamayacağından tebligat yapılmak veya dava ıslah edilmek suretiyle davaya devam edilemeyeceği vurgulanmış, içtihatlar bu doğrultuda kararlılık kazanmıştır.
Bu usûl kuralının mahkemece, kendiliğinden (resen) gözönünde bulundurulması gerektiği kuşkusuzdur.
Hâl böyle olunca, dava tarihinden önce 14.5.2009 tarihinde ölen davalı İ.. K.. hakkında açılan davanın reddi gerekirken, işin esasına girilip yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 31.12.2014 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.100.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, 31.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.