YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7235
KARAR NO : 2014/8319
KARAR TARİHİ : 22.04.2014
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/02/2013
NUMARASI : 2011/153-2013/28
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine ilişkin olarak verilen karar, davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 22.04.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat C. S. ile temyiz edilen vekili Avukat S. G.geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Asıl ve birleşen davalar, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, mirasbırakanın gerçek irade ve amacının diğer mirasçılardan mal kaçırmak olmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1337 doğumlu muris F.U.01.03.1999 tarihinde öldüğü, geride eşi H.. U.. ile müşterek evlatları Bilal Uysal, Hatice U. (.), Makbule Uysal (K.), Hüseyin U., H.. U.., İ.. U.., Fatma U. (K.), G. U.(H.) ve kendisinden önce ölen kızı Semiha’nın çocuklarının mirasçı olarak kaldıkları, eşi H.. U..’ın 08.02.2012 tarihinde vefat ettiği , dava konusu 225 parsel sayılı taşınmazın ise muris Fatma U. adına kayıtlı iken 30.07.1965 tarihinde satış suretiyle oğlu Bilal U. 5.000.000 TL bedelle temlik ettiği , onun da 11.08.1993 tarihinde akrabası olan dava dışı Y. F. satarak devrettiği, Y.Fi. 29.12.2009 tarihinde Bilal U.oğlu olan davalı İ.. U..’a 40.000,00 TL bedelle sattığı, taşınmazın halen davalı adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Davacılar, anılan tüm temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davaları açmış, davalı ise; çekişme konusu yerin kendi babası Bilal U.tarafından 1965 yılında bedeli ödenerek ortak muristen satın alındığını, sonrasında babasının ihtiyacı nedeniyle Yaşar F. satmış ise de kiralamak suretiyle kendileri tarafından kullanılmaya devam edildiğini ve en son olarak da kendisi tarafından satın alındığını belirterek, asıl ve birleşen davaların reddini savunmuştur
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, muris tarafından yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında, birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davacılar ileri sürdükleri iddianın kanıtlanması bakımından diğer delilerin yanında tanık deliline de dayanmışlar ve altı kişiyi tanık olarak bildirmişlerdir. Mahkemece davacı tanıklarının ikisi dinlenilmiş, diğer tanıkların dinlenilip, dinlenilmemeleri bakımından bir karar verilmeksizin hüküm kurulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 241. maddesinde, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edinildiği takdirde, mahkemece geri kalan tanıkların dinlenilmemesine karar verilebileceği belirtilmiş ise de, eldeki davada mahkemece açıkça verilmiş böyle bir karar bulunmamaktadır.
O halde, mahkemece mirasbırakanın gerçek irade ve amacının açıklığa kavuşturulabilmesi bakımından davacı tarafın gösterdiği diğer tanıkların da usûlüne uygun olarak dinlenilmesi, toplanan ve toplanacak tüm delilerin bir arada değerlendirilmesi, muris tarafından yapılan ilk temlikin muvazaalı olup olmadığının açıklığa kavuşturulması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar gözetilmeksizin ve noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.100.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 22.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.