Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/8575 E. 2014/9261 K. 06.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8575
KARAR NO : 2014/9261
KARAR TARİHİ : 06.05.2014

MAHKEMESİ : KAYSERİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/02/2013
NUMARASI : 2010/237-2013/23

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 06.05.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat G.. Y… ile temyiz edilenler vekili Avukat H.. Ö.. geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, muris muvazaası ve vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenlerine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, vekâlet görevinin kötüye kullanıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden;1929 doğumlu mirasbırakan H.. B..’ın 22.06.2001 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak sağ eşi (davacı) Fatma ile çocukları (davacılar) Hatice, Necla, Fatma ve dava dışı oğulları Hasan ile Mehmet’in kaldıkları, mirasbırakanın 8 parsel sayılı taşınmazdaki 3 numaralı bağımsız bölüm ile dava konusu 135 parsel sayılı taşınmazdaki payının satışı için oğlu Hasan’ı 18.05.1998 tarihli vekâletname ile vekil tayin ettiği, vekilin de 135 parseldeki murise ait 4/12 payı 29.05.1998 tarihinde satış suretiyle kardeşi Mehmet’e temlik ettiği, onun da aynı payı yine satış suretiyle 22.06.2001 tarihinde oğlu (davalı) Hüseyin’e devrettiği anlaşılmaktadır.
Davacılar, ortak murisleri H.. B..’ın oğlu H… B… ‘a verdiği vekâletname kötüye kullanılarak ve diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla 135 parsel sayılı taşınmazdaki murise ait payın vekil tarafından önce murisin diğer oğlu olan M.. B…’a satış suretiyle temlik edildiğini, onun da murisin öldüğü gün taşınmazı oğlu olan davalıya devrettiğini, davalının da tüm devirlerin mal kaçırma amacıyla yapıldığını bildiğini ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, eldeki davayı açmışlardır.
Davalı ise; murisin yaptığı kaza nedeniyle tazminat borcu bulunduğunu, borç karşılığı bir taşınmazının tazminat alacaklısına devrinin sağlanması amacıyla oğlu Hasan’a vekâletname verdiğini, taşınmazın alacaklıya devredildiğini, ancak arta kalan borcun da kendi babası tarafından ödendiğini, bu ödeme nedeniyle davaya konu taşınmazın babası M.. B.. adına devredildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Gerçekten de; dosyada mevcut delillerden muris H.. B.. hakkında Kayseri 1. İcra Müdürlüğünün 1998/1907 esas sayılı dosyasında 3.039.37 TL asıl alacak olmak üzere toplam 8.516,38 TL tazminat alacağının tahsili için 20.05.1998 tarihinde icra takibi başlatıldığı, murisin kendisine ait 8 parsel sayılı taşınmazdaki 3 numaralı bağımsız bölüm ile davaya konu 135 parseldeki payının devrini sağlayarak borcunu ödemek istediği, bu nedenle oğlu H.. B..’ı vekil tayin ettiği, vekilin de 22.05.1998 tarihinde 8 parsel sayılı taşınmazdaki 3 numaralı bağımsız bölümü tazminat alacaklısına devrettiği, Mahkemece yapılan keşif sonucunda borç karşılığı temliki yapılan dairenin o tarihteki değerinin 3.000,00 TL olarak belirlendiği, bu miktarın ancak takip konusu asıl alacağı karşıladığı, dava dışı vekilin aynı vekâletname ile kardeşi Mehmet’e devrettiği davaya konu 135 parseldeki payın temlik tarihindeki değerinin ise Mahkemece 6.876,30 TL olarak saptandığı, bu arada takip alacaklısı ve avukatı ile murisin oğulları Mehmet ve Hasan arasında düzenlenen 22.05.1998 tarihli belgede takip dosyasına konu borcun bir adet meskenin ferağı ile ayrıca bono ve çek verilmek suretiyle murisin oğulları tarafından ödendiği belirtilerek asıl alacak ve ferileri nedeniyle murisin ibra edildiği, öte yandan hem davacı hem de davalı tanıklarının icra takibine konu asıl alacak dışındaki borçların murisin oğulları tarafından ödendiğini beyan ettikleri, keza asıl alacak dışındaki borç miktarı ile temliki yapılan payın o tarihteki değerinin birbirine çok yakın olduğu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde ise; murisin diğer mirasçılarından mal kaçırma amacıyla hareket etmediği gibi temlikin de asıl alacak dışındaki diğer borçların ödenmesi karşılığında yapıldığı ve iradi olduğu, dolayısıyla vekâlet görevinin kötüye kullanılmadığı sonucuna varılmaktadır.
Hâl böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin belirtilen nedenlerle temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.100.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenlerden alınmasına, 06.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.