YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9576
KARAR NO : 2014/11432
KARAR TARİHİ : 10.06.2014
MAHKEMESİ : SÖKE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/03/2013
NUMARASI : 2011/421-2013/98
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece her iki davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 10.06.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat M.Ö.. ile temyiz edilen vekili Avukat H.K..geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Asıl ve birleşen davalar, ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, her iki davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacı bizzat 24.6.2009 tarihli resmi senetle 104 ada 47, 105 ada 123 ve 234 parseller ile 110 ada 59 parseldeki 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerdeki 1/3 er payını, 665 ada 105 parseldeki 1/6 payını davalı Raziye’ye satış suretiyle temlik ettiği, Raziye’nin de 110 ada 59 parseldeki 2 nolu bağımsız bölümü 26.6.2009 tarihli resmi akitle diğer davalı Hülya’ya sattığı, Söke Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/1018 esas 2011/878 karar sayılı dosyasında davacıya M.. K..’in TMK’nun 429. maddesi uyarınca yasal danışman atandığı kayden sabitir.
Yukarıda anılan taşınmazların temliki sırasında davacının ehliyetsiz olduğu ileri sürülerek davacı ve yasal danışmanın verdiği vekaletnameye dayalı olarak eldeki davalar açılmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki; hangi yargılama usulü uygulanırsa uygulansın tarafların yargılamada sözlü olarak görüş ve değerlendirmelerini ifade etmeleri özel bir önem taşımaktadır. Yazılı yargılama usulündede tarafların hükümden önce son kez mahkeme huzurunda sözlü değerlendirme yapıp, açıklamada bulunmaları, doğru bir karar verilmesi bakımından önemlidir.
Bu ilkeler, 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 376. ve 377. maddesi ile karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 186. maddesinde yapılan düzenlemelerle hüküm altına alınmıştır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 184/2. maddesinde açıkça; mahkemenin, tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse tahkikatın bittiği, taraflara tefhim edeceği; yine aynı kanunun 186. maddesi hükmü ile de mahkemenin tahkikatın bitiminden sonra sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet edeceği, taraflara çıkartılacak davetiyede belirlenen gün ve saatte mahkeme de hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususunu bildireceği, mahkemenin sözlü yargılamada tarafların son sözlerini sorarak hükmünü vereceği düzenlenmiş olup, anılan düzenlemeler emredici niteliktedir.
Somut olaya gelince; davalılar vekili, 12.3.2013 tarihli son oturumdan önce başka mahkemede duruşması olduğunu ileri sürerek mazeret bildirmiş ise de; mahkemece bu mazereti kabul edilmemiş ve Adli Tıp Kurumundan alınan raporda davalı vekiline tebliğ edilmeksizin yukarıda açıklanan yasa maddeleri dikkate almadan sonuca gidilmiştir.
Hal böyle olunca; davalılar vekiline 6100 Sayılı HMK’nin 186/2. maddesi hükmü gereğince son söz hakkı verilmesi ve ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edenler vekili için 1.100.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 10.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.