YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10604
KARAR NO : 2014/14820
KARAR TARİHİ : 24.09.2014
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ECRİMİSİL
Taraflar arasında birleştirilerek görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece asıl davada davacı … yönünden davanın takip edilmediğinden açılmamış sayılmasına;asıl davada davacı … yönünden ise elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne;asıl ve birleştirilen davada davacı … yönünden ecrimisil isteğinin ise kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar asıl ve birleştirilen davada davalılar … vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Asıl ve birleştirilen dava; ecrimisil isteğiyle açılmış, asıl davada yargılama sırasında verilen ıslah dilekçesiyle ecrimisil isteği yanısıra elatmanın önlenmesi isteğinde de bulunulmuştur.
Davacılar asıl davadaki dava dilekçesinde;muris muvazaası hukuksal nedeniyle … Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/122 Esas sayılı dosyada açtıkları tapu iptali ve tescil davasının kabul edilerek kararın kesinleştiğini,davalıların, paydaşı oldukları 291,293,585 ve 656 parsel sayılı taşınmazlardan yararlanmalarını 10 yıldır engellediklerini ileri sürerek paylarına hasren herbiri için 1.250,00 TL ecrimisil isteği ile eldeki davayı açmışlar,yargılama sırasında ecrimisil isteği yönünden 21.10.2008 tarihli harçlandırılmış dilekçe ile taleplerini ıslah ederek herbiri için 3.574,35 TL ecrimisil isteğinde bulundukları gibi aynı dilekçe ile ancak harçlandırılmamış şekilde paya vaki elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemişler; birleştirilen davada ise davacı …, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ecrimisil tutarının 15.402,00 TL belirlendiğini ileri sürerek bakiye 11.827,00 TL ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece,asıl davada davacı … … yönünden davanın takip edilmediğinden açılmamış sayılmasına; davacı … yönünden ise dava konusu taşınmazların öncesinde davalılardan … adına kayıtlı olduğu, daha sonradan davacının muvazaa sebebine dayalı olarak tapu iptali ve tescil davası açılarak miras hissesinin tapuya tescilinin yapıldığı, o süre zarfında dava konusu taşınmazların davalılar tarafından iyiniyetli olarak kullanıldığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Yargıtay 3. Hukuk Dairesince ” … Murisin, mirasçılardan mal kaçırmak maksadıyla yaptığı muvazaaya dayanan devir ve temlikler geçersizdir. Davaya konu taşınmazları belirtildiği gibi geçersiz temlikle iktisap eden davalının taşınmazı kullanımı iyiniyetli sayılamaz ve dolayısıyla kendisinden mal kaçırılan mirasçılar; murisin “ölüm” tarihinden başlayarak dava tarihine kadar geçen süre için ecrimisil isteyebilirler. Bu halde, intifadan men şartı da aranmaz. O halde, davacının, dava konusu taşınmazlar için murisin ölüm tarihinden itibaren ecrimisil isteyebileceği gözetilerek; talep edilen dönemle ilgili, davacının hissesi için hesaplanacak ecrimisilin hüküm altına alınması gerekirken,davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir” gerekçesiyle bozulmuş,mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda asıl davada davacı … … yönünden davanın takip edilmediğinden açılmamış sayılmasına; asıl davada davacı … yönünden ise davacının payı oranında vaki elatmanın önlenmesine;asıl ve birleştirilen davada davacı … yönünden ecrimisil isteğinin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılarak asıl ve birleştirilen davada davacı … yönünden ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalılar … vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddi ile hükmün bu kısmının ONANMASINA.
Davalılar … ve … vekilinin öteki temyiz itirazlarına gelince;
Öncelikle belirtmek gerekir ki; her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilir. Asıl davanın 27/06/2007 tarihinde açıldığı gözetildiğinde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun hükümlerine tâbi olacağında kuşku yoktur.
Bilindiği üzere; 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 83. ve takip eden maddelerinde ıslah müessesesi düzenlenmiş olup aynı Yasanın 87/son fıkrasının Anayasa Mahkemesinin iptalinden sonra “müddeabihin artırılması” olanaklı hale getirilmiştir. Bu durumda yöntemine uygun şekilde yapılan bir ıslah ile “müddeabihin artırılması” mümkün ise de dava konusu edilmeyen bir hususun ıslah yoluyla davaya katılması olanaksızdır.
Ne var ki, eldeki asıl ve birleştirilen davada sadece ecrimisil isteğinde bulunulmuş ayrıca elatmanın önlenmesi isteğinde bulunulmamış, bilahare yargılama sırasında ıslah yoluyla asıl davada elatmanın önlenmesi de istenilmiştir. Oysa anılan hususun ayrı bir dava konusunu teşkil edeceği, yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile dava konusu edilmeyen bir şeyin davaya dahil edilmesinin mümkün olmadığı tartışmasızdır.
Kaldı ki,eldeki asıl davada bu yönde yukarıda tarihi belirtilen bir dilekçe verilmiş ise de; bu dilekçe yöntemine uygun bir biçimde ve süresinde harçlandırılmamıştır.O halde, olayda usulüne uygun bir ıslahtan sözetme olanağı da yoktur.
Hal böyle olunca;asıl davada elatmanın önlenmesi isteği bakımından usulüne uygun olarak açılmış bir dava olmadığı gibi yöntemine uygun bir ıslahta bulunmadığından bu istek bakımından davanın dinlenmesine olanak bulunmadığı gözardı edilerek yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalılar … vekilinin asıl davada bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle,hükmün açıklanan nedene hasren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.