Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/10640 E. 2014/15058 K. 29.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10640
KARAR NO : 2014/15058
KARAR TARİHİ : 29.09.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/02/2013
NUMARASI: 2010/350-2013/57

Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, kayıt maliki ”B.B.” ile davacının mirasbırakanı ”M. B.E.’in aynı kişi olduklarının kanıtlanamadığı, dayanak belgelerdeki hatanın düzeltilmesinin dava yoluyla istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının, mirasbırakanı M. B.E.’in kayden maliki olduğu 15 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında adının ‘Ziraat Nezareti İstatistik Umum Müdürü B. .’ yazıldığını ileri sürerek kaydın nüfus kayıtlarına uygun olarak düzeltilmesi isteği ile eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu tür işler, 6100 sayılı HMK’nın 382/2-ç-1 maddesi gereğince çekişmesiz yargı usulüne göre Sulh Hukuk Mahkemesi’nde ve taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan, aynı Kanun’un 12.maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
Tapuda kayıt düzeltilmesi ve tespit taleplerini, tapu maliki ile mirasçıları isteyebilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu işlerin, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak talep eden kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
HMK’nın geçici 1. maddesi gereğince “ Bu Kanun’un yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanun’un yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmayacağından” Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinde sonra yapılan taleplerin Tapu Müdürlüğü”ne ilgili sıfatıyla yöneltilerek yapılması gerekir.
Bu tür işlerde mahkemece, sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğü’nden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Somut olaya gelince; dava konusu 15 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı ve kadastro tutanağında malikin adı “B. B.mirasçıları” olarak geçmekte olup, davacı, kayıt maliki ile murisi ‘M. B.E.’in aynı kişi olduğu iddiasıyla kayıtların düzeltilmesini istediğine göre, mahkemece dava dilekçesindeki talebin dayanak belgelerdeki hatanın düzeltilmesi olarak kabulü isabetsizdir. Hükme esas alınan Yüksek Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 10.10.2006 tarih, 2006/10055 E-10709 K sayılı ilamının eldeki dava ile bir ilgisi bulunmadığı açıktır. Bu durumda tapu kaydında düzeltme davası olarak açılan bu davanın esas yönünden sonuçlandırılması gerekmektedir.
Ne varki; mahkemece işin esası bakımından yapılan araştırma ve incelemenin de hükme elverişli ve yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Mahkemece nüfus kayıtlarında ”doğum tarihi 1279 olan B.”, ”B.: C./C. oğlu”, ”M.t/M. B.: C./C. oğlu” ile aynı kimlik bilgilerine sahip kişi ya da kişilerin kayıtlı olup olmadığı sorulmalı, bu isimde kişi ya da kişilere ait nüfus kayıtları var ise getirtilmeli, taşınmazda hak iddia eden başka kimseler olup olmadığı saptanmalı, Ziraat Nezareti Celilesi İstatistik Umum Müdürü B. B.’in kimlik ve mesleki bilgileri ilgili birimlerden sorularak araştırılmalı, bu doğrultuda var ise diğer arşiv kayıtları getirtilmeli, davacı murisinin mesleği, aile unvanı vb. bilgiler araştırılmalı, zabıt kayıt örneğinde bahsedilen ”Beyoğlu Sancağı Muhasebeciliğinin 3 T.Sani 332 tarih, 695 numaralı tezkeresi” ilgili Tapu Müdürlüğünden istenilmeli, toplanan ve toplanacak deliller ile kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmalıdır.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan ilke ve olgular çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılması, elde edilen kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, davacı ile kaydı düzeltilmesi istenen malik arasındaki bağın duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.