Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/10894 E. 2014/14861 K. 25.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10894
KARAR NO : 2014/14861
KARAR TARİHİ : 25.09.2014

MAHKEMESİ : MARMARİS SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/06/2013
NUMARASI : 2013/147-2013/379

Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, miras bırakanı “M. oğlu M. Z. K.”‘ın kayden maliki olduğu .. ve .. parsel sayılı taşınmazların tapu kaydında adının sadece “M.”, olarak yer aldığını, gerçekte murisinin adının “M. Z.”, olduğunu ileri sürerek, anılan taşınmazların tapu kaydında eksik yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteği ile eldeki davayı açmıştır.
Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Somut olayda; eksiğin tamamlatılması yoluyla getirtilen, Nüfus Müdürlüğünden yapılan araştırma neticesinde; tapu kayıt maliki “M. oğlu M.. K..” adında bir başka kişinin olduğu bildirildiği halde; mahkemece, bu kişiye ait kaydın getirtilmediği gibi bu kişinin veya mirasçılarının taşınmaz hakkında mülkiyet iddiası bulunup bulunmadığı hususunda araştırma yapılmadığı görülmektedir.
Hâl böyle olunca; 25.01.2009 tarihinde öldüğü anlaşılan “…T.C. Kimlik numaralı A. A. ve M. oğlu M.. K..”‘ın mirasçılarının adresinin tespiti ile mahkemeye çağrılarak veya usulüne uygun istinabe yolu ile dinlenerek taşınmaz üzerinde bir hak iddialarının bulunup bulunmadığının sorulması, kişilerin taşınmazda mülkiyet iddiaları olması halinde istek çekişmeli yargıya dönüşeceğinden davanın reddine, böyle bir iddiaları bulunmadığı takdirde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken değinilen yön üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Davalı vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 25.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.