YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13083
KARAR NO : 2015/15031
KARAR TARİHİ : 23.12.2015
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVATÜRÜ:TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
KARAR-
Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, davalı oğlunun evlenmesi için yalnızca 397 parsel sayılı taşınmazını oğluna devretmek istediğini, okuma-yazması olmamasından ve yaşlılığından yararlanan davalının onu tapu müdürlüğüne götürerek dava konusu 30 ve 713 parsel sayılı taşınmazları da devir niyeti ve iradesi olmadığı halde hile ile üzerine devraldığını; kaldı ki, satış yapılan yerlerin bedelinin dahi kendisine ödenmediğini ileri sürerek 30 ve 713 parsel sayılı taşınmazların davalı adına olan kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı, annesini kandırması, hata, hileye düşürmesinin mümkün olmadığını, davacının dava konusu taşınmazları tapu müdürlüğünde kendisine satıp parasını da aldığını, diğer çocuklarının baskısı ile bu davayı açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 30 parsel sayılı tarla vasıflı taşınmazın 16100/35800 payı, 713 parsel sayılı zeytinliğin tamamı ile dava dışı 397 parsel sayılı tarlanın 6000/22300 payı davacı … adına kayıtlı iken 01.04.2011 tarihli akitle ve bizzat hareketle davalı oğluna satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.Bilindiği üzere; hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.Somut olaya gelince; tanık olarak dinlenilen davacının eşi, davalının babası …, davacının çocukları, davalının kardeşleri olan… ve …’nin olaylara dayalı, müşahhas bildirimleri, davacının yaşı, sosyo-kültürel durumu, davalı ile olan yakınlığı gibi olgular birlikte değerlendirildiğinde davacının hileye düşürüldüğü iddiasının kabulü gerekmektedir.
Hâl böyle olunca; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.