YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14239
KARAR NO : 2014/17886
KARAR TARİHİ : 19.11.2014
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ECRİMİSİL
Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içersinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ün raporu okundu,açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacı, davalı ile birlikte paydaş oldukları 250 ada 27 parselde bulunan 2 ila 9 nolu bağımsız bölümleri taksime tabi tuttuklarını ileri sürüp anılan bağımsız bölümlerdeki davalıya ait payların tapusunun iptali ile adına tescili, aynı parseldeki 10 nolu bağımsız bölümün de davalı adına tescili isteğinde bulunmuş; yargılama sırasında davasını ıslah ederek davalı ile birlikte paydaş olduğu 709 parselde yer alan 2 nolu bağımsız bölümü davalının haksız olarak kiraya verdiğini ileri sürerek davaya maddi-manevi tazminat ve ecrimisil davası olarak devam etmek istemiştir.
Mahkemece, ıslah yolu ile dava edilmeyen bir şeyin dava konusu yapılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece “… davacının davasını tamamen ıslahına engel bir yasa hükmü bulunmayıp bu konuda bir değerlendirme yapılmadan davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.” gereğine değinilerek bozulmuş,mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında 20.04.2010 tarihli dilekçe ile davacı, davalı ile birlikte ½ oranında paydaşı olduğu 709 parselde bulunan 2 nolu dükkan niteliğindeki bağımsız bölümü davalının kiraya vermek suretiyle tasarruf etmesi nedeniyle davalı aleyhine ecrimisil tahsili için 21.04.2006 tarihinde … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/104 (bozma sonrası 2007/269 -Birleşen 2006/24) Esas sayılı dosyası üzerinden açtığı davanın Mahkemenin 2007/33 (bozma sonrası 2008/353) Karar sayılı kararı ile kısmen kabul edildiğini ve kararın derecattan geçmek suretiyle kesinleştiğini ileri sürerek bu defa 21.04.2006 tarihinden dava tarihi olan 12.12.2008 tarihine kadar 10.000,00 TL ecrimisile karar verilmesini istemiş ,davalı ise 29.04.2010 tarihli dilekçesi ile husumet itirazında bulunarak davanın reddini savunmuş ayrıca davacı ile birlikte ½ şer oranda paydaşı olduğu 708 parselde bulunan 5 nolu dubleks mesken niteliğindeki bağımsız bölümü davacının tek başına kullandığını bildirerek
01.05.2005-20.04.2010 tarihleri arasındaki dönem için takas-mahsup def’inde bulunmuş; mahkemece bilirkişi raporuna atfen davacının 709 parselde bulunan 2 nolu dükkan niteliğindeki bağımsız bölüm için 21.04.2006-12.12.2008 tarihleri arasındaki ecrimisil alacağının 7.299,00 TL olmasına rağmen davalının da 708 parselde bulunan 5 nolu dubleks mesken niteliğindeki bağımsız bölüm için 01.01.2005-20.04.2010 tarihleri arasındaki ecrimisil alacağının 8.039,50 TL olduğu bu durumda davalının ecrimisil alacağının daha fazla olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 2 nolu bağımsız bölüm ile takas-mahsuba konu 5 nolu bağımsız bölümün paylı mülkiyet üzere ½ şer oranda taraflar adına kayıtlı olduğu 2 nolu dükkan niteliğindeki bağımsız bölümü davalının kiraya vermek suretiyle tasarruf etmesi nedeniyle davacının davalı aleyhine ecrimisil tahsili için 21.04.2006 tarihinde … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/104 (bozma sonrası 2007/269 -Birleşen 2006/24) Esas sayılı dosyası üzerinden açtığı davanın Mahkemenin 2007/33 (bozma sonrası 2008/353) Karar sayılı kararı ile kısmen kabul edildiği ve birleşen davaya yönelik kararın 15.10.2009 tarihinde derecattan geçmek suretiyle kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, mahkemece, süresinde yapılan takas-mahsup defi gözetilerek ecrimisil miktarının belirlenmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur.
Ne var ki; davacının önceki ecrimisil konusunda açtığı davada da davalı 708 parselde bulunan 5 nolu bağımsız bölüm için yine eldeki davada olduğu gibi takas-mahsup isteğinde bulunmuş ancak bu isteğinden 07.01.2007 tarihli dilekçe ile vazgeçmiştir.Dolayısıyla takas-mahsub isteğinden davalının vazgeçmiş olması, önceki dava tarihi olan 21.04.2006 tarihinden önceki haktan vazgeçmiş anlamını taşır.Bu vazgeçme beyanı hakkın özünden vazgeçme anlamına gelmeyeceğinden,sonraki dönem için takas-mahsup hakkını ortadan kaldırmaz.
Bu durumda, takas-mahsuba konu 708 parseldeki 5 nolu bağımsız bölüm için hesaplanacak ecrimisil tutarının kesinleşen dava tarihi olan 21.04.2006 tarihinden itibaren eldeki dava tarihine (12.12.2008) kadar ki dönem için belirlenmesi gerekirken, dava tarihinden sonraki dönemi de kapsayacak şekilde ıslah tarihi esas alınarak ve önceki dönemi de kapsar şekilde ve 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesine de aykırı olarak talep aşılmak suretiyle 01.01.2005 tarihine kadar geriye dönük olarak hesaplanması doğru olmadığı gibi dava konusu 709 parselde bulunan 2 nolu bağımsız bölüm için de önceki dönem için kesinleşen ecrimisil miktarına sonraki yıllar için tam ÜFE oranında artırım yapılmak suretiyle belirlenecek miktardan az olmamak koşuluyla ecrimisil miktarının tespit edilmesi gerekirken,emsal incelemesi yapılmadan soyut ifadelerle düzenlenmiş bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması da isabetsizdir.
Davacı vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.