YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15204
KARAR NO : 2014/18390
KARAR TARİHİ : 25.11.2014
MAHKEMESİ : ERZİNCAN SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/06/2014
NUMARASI : 2013/675-2014/613
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Talep, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme taleplerinin kaynağını oluşturur. Bu tür işlerde kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu tür işler, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 382/9-ç maddesi gereğince çekişmesiz yargı usulüne göre sulh hukuk mahkemesinde ve taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan, aynı Kanunun 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür ve işin niteliği itibarıyla maktu harç alınır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi ve tespit taleplerini, tapu maliki ile mirasçıları isteyebilir.
Bunun yanı sıra, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgilerinin düzeltmesini isteyebilir. Ayrıca bu işlerin, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak talep eden kişinin takip yetkisi vardır.
HMK’nin geçici birinci maddesi gereğince “Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmayacağından” kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra yapılan taleplerin T.. M..ne ilgili sıfatıyla yöneltilerek yapılması gerekir.
Bu tür işlerde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir:
1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen talep konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus müdürlüğünden, talep konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarında bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak talep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir.
Talebin niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
T.. M.. ilgili sıfatıyla yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden sorumlu tutulmamalıdır.
Somut olayda, davacı 234 ada 2 parseldeki “Mahmut oğlu S.. D..”, 241 ada 11 parseldeki “ Mahmut oğlu S..D…i” şeklindeki kayıtların nüfus kaydına uygun şekilde “Mahmut oğlu S.. G..” olarak düzeltilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de; hükme elverişli bir inceleme ve araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki, tapu kayıtlarında olduğu şekliyle “ Mahmut oğlu S..D..” ve “ Mahmut oğlu S..D…” isminde başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı Nüfus Müdürlüğü’nden sorulduğu halde, yeterli verileri taşımadığından sorgulama yapılamadığı şeklindeki cevabi yazı ile yetinilerek karar verildiği görülmüştür. Oysa ki, kişinin ad ve soyadı ile baba adı bilgilerinin bildirilmesi halinde nüfusta sorgulama yapılabileceği açıktır. Öte yandan taşınmazların bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmamış, keza dava konusu 241 ada 11 parselin geldisi olan 644 parsel sayılı taşınmaz kadastro sırasında 1304 tarih 32 sıra numaralı dayanak tapu kaydı ile oluştuğu halde bu tapu kaydı getirtilip incelenmemiştir.
Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen ilke ve olgular doğrultusunda nüfus araştırması ve kolluk araştırması yapılıp, anılan dayanak tapu kaydı da getirtilerek bir inceleme ve araştırma yapılması, kayıt malikinin gerçekten davacının mirasbırakanı olduğunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması halinde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 25.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.