Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/17638 E. 2016/6360 K. 24.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17638
KARAR NO : 2016/6360
KARAR TARİHİ : 24.05.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, ortak mirasbırakan babaları …’nun 3262 ada 19 parsel sayılı taşınmazının 1/2 payını önce davalı oğlu Bahaeddin’e, kalan 1/2 payını da diğer davalı oğlu …’e satış suretiyle temlik ettiğini, işlemlerin aslında bağış olduğunu, karşılığında bedel ödenmediğini, mirasbırakanın satışa ihtiyacı olmadığını, diğer mirasçıların muvafakatları alınmadan davalıların mirasbırakana ölünceye kadar bakıp gözeteceklerine dair vaatleri üzerine işlemin yapıldığını, ancak devir sonrası davacıların mirasbırakanla ilgilenmediklerini, sağlığında davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde 2009/589 E. sayılı tapu iptal tescil olmadığı takdirde bedelin tahsiline ilişkin açtığı dava sonuçlanmadan mirasbırakanın öldüğünü ileri sürerek, tapunun iptali ile miras payları oranında adlarına tescile, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı …, mirasbırakanın aynı taşınmaza ilişkin 3.Asliye Hukuk Mahkemesinde 2009/589 Esas sayılı dava açtığını ve bu davanın halen derdest olduğunu, mirasçıların eldeki davayı açmada hukuki yararlarının bulunmadığını, taşınmazın 2003 yılında temlik edildiğini, hak düşürücü 1 yıllık sürenin geçtiğini, temlikin gerçek olup, satış bedelinin murise ödendiğini, davacıların 6 yıldan fazla bir zaman sonra bu davayı açtıklarını ve kötü niyetli olduklarını, satışın yapıldığı tarihte murisin 74 yaşında olduğunu ve sağlığının yerinde olduğunu, davalıların uzun yıllardır yurtdışında yaşadıklarını, bu nedenle murise ölene kadar bakacakları yönünde vaatleri sonucu kandırıldığı iddiasının doğru olmadığını, murisin davacıların yanında kaldığı iddiasının da gerçek dışı olduğunu, satış yapıldığı sırada murisin ’de ölümüne 1 yıl kalana kadar eşi birlikte ikamet ettiğini, ölümünden son 1 yıl önce davacılardan Yasettin’in evinde kaldığını, murisin 3.Asliye Hukuk Mahkemesindeki açtığı davayı da oğlu Yasettin’in telkini ile açtığını, davalı …, aynı konuda devam eden bir dava varken yeni bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, hile iddiasına ilişkin de 1 yıllık hakdüşürücü sürenin geçtiğini, murisin hile iddiasına dayalı olarak dava açtığını, olayda muris muvazaasının sözkonusu olmadığını, taşınmazın bedelsiz olarak devredildiği iddiasının yerinde olmadığını, bedelin ödenerek satın alındığını, alım gücünün bulunduğunu, murisin ölünceye kadar bakılacağı vaadi ile kandırıldığı iddiasının da gerçek dışı olduğunu, murisin eşinin ölümünden sonra davacı …’in yanında kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın muris muvazaası hukuksal nedenine dayandığı ve iddianın ispat edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı … ve davalı … vekillerince süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-

Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayanağı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, özellikle temliklerin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu saptanarak davacıların payı oranında iptal tescile karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne var ki, muris muvazaası hukuksal sebebine dayalı davalarda dava değeri, taşınmazın tümünün değeri üzerinden davayı açan mirasçıların miras payına isabet eden değer olup, bu değer üzerinden yargılama gideri ve harca hükmedilmesi gerektiği açıktır.
Öte yandan, mirasbırakan çekişme konusu 3262 ada 19 parsel sayılı taşınmazdaki ½ payını davalı Bahaettin, ½ payını davalı …’e temlik etmiş olup, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı da bulunmamaktadır.
Somut olayda, taşınmazın değeri keşfen 238.821,55-TL olarak saptanmıştır. Davacıların miras payına isabet eden değer 119.410,775-TL’dir. Davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından her bir davalı için 59705,38-Tl üzerinden ayrı ayrı hesaplanacak harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değilse de,
Anılan bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün 3. fıkrasındaki “Alınması gerekli 16.313,86 TL ilam harcından peşin yatan 148,50 TL harç ile yargılama sırasında tamamlama harcı olarak yatırılan 1.868,46 TL nin mahsubu ile 14.296,90 TL bakiye karar harcının davalılardan tahsili ile Hazineye irad kaydına,” ibarelerinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “ Alınması gerekli 8155,75-TL ilam harcından peşin yatan 148,50-TL harç ile yargılama sırasında tamamlama harcı olarak yatırılan 1868,46-TL’nin mahsubu ile 6138,79-TL harcın, 3069,395-TL’sinin davalı ….., 3069,395-TL’sinin davalı …’den alınmasına,” ibarelerinin yazılmasına,
Hükmün 5.fıkrasındaki, “Davacı taraf vekille temsil edildiğinden …..si gereğince 18.529,50 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,” ibarelerinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “Davacı tarafı vekille temsil edildiğinden …gereğince 6867,59-TL vekalet ücretinin davalı Bahaettin, 6867,59-TL vekâlet ücretinin davalı …’den alınmasına,” ibarelerinin yazılmasına, davalı … ve davalı …’in bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.