YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17692
KARAR NO : 2016/6242
KARAR TARİHİ : 23.05.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ VE YIKIM
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Davacı, 1617 parsel sayılı taşınmazın kayıt maliki olduğunu, komşu 1616 parsel sayılı taşınmaz maliki davalının, yaklaşma mesafesine uymayarak taşınmazı üzerine inşaa ettiği yapı nedeniyle, kendi taşınmazı üzerinde bulunan yapının ışık ve hava almasının engellendiğini, imar mevzuatı gereğince iki bina arasında 3 metre boşluk bulunması gerekirken, davalı tarafından bu boşluğun bırakılmadığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve tecavüzlü kısmın yıkımını istemiştir.
Davalı,yasal izin çerçevesinde yaptığı binanın mevzuata aykırı olmadığını belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın sabit bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne ilişkin verilen karar, Dairece; “…Somut olayda, değinilen ilke ve yasa hükümleri göz ardı edilerek kısa kararda, el atmanın önlenmesine ve ecrimisile karar verildiği halde; gerekçeli kararda yalnızca el atmanın önlenmesine hükmedilmesi suretiyle kısa karara çelişkili biçimde gerekçeli karar yazılması doğru değildir…” gerekçesiyle bozulmuş olup, mahkemece, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunmadığı gerekçesiyle ilk kararda direnilerek, aynı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş, Hukuk Genel Kurulunun 19.03.2014 tarih, 2013/1-801 Esas, 2014/375 Karar sayılı kararı ile direnme kararı uygun bulunmuş, dosya, esasa yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesi amacıyla Daireye gönderilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının 1617, davalının ise 1616 parsel sayılı taşınmazların kayıt maliki oldukları, davalının çekme mesafesine uymayarak davacının taşınmazında bulunan yapıya bitişik şekilde bina inşaa ettiği, bu şekilde Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 14/4 maddesine aykırı davrandığının 11.10.2010 ve 24.02.2011 tarihli bilirkişi raporları ile saptandığı, ancak davacının taşınmazına fiili bir elatma olmadığı anlaşılmaktadır. Salt imara aykırılığın idareyi ve idari yargıyı ilgilendirdiği kuşkusuzdur.
Hâl böyle olunca; davacının taşınmazına fiili bir elatma olmadığı, salt imara aykırılığın idareyi ve idari yargıyı ilgilendirdiği dikkate alınmaksızın, yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Davalıın temyiz itirazı değinilen yön itibariyle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.