YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17733
KARAR NO : 2014/16466
KARAR TARİHİ : 23.10.2014
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, usulden reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu taşınmaza ilişkin kesin hüküm bulunduğundan dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu 1319 parsel sayılı taşınmazın 1/4’er paylarla … adına kayıtlı olduğu, bu kaydın 1994 yılında hükmen oluştuğu; kadastro tespiti sırasında anılan taşınmazın Maliye Hazinesi adına tespit ve tescil edilmesi üzerine Tomarza Tapulama Mahkemesi’nin 1956/252 Esas, 1965/88 Karar sayılı dosyasında; dava dışı …… … tarafından Maliye Hazinesi aleyhine tespite itiraz davası açıldığı, yargılama sonunda mahkemece, davanın reddi ile taşınmazın tespit gibi Maliye Hazinesi adına tesciline karar verildiği ve kararın derecattan geçerek 25/10/2001 tarihinde kesinleştiği; davacı Hazinenin, taşınmazın adına tesciline karar verildiğini ancak ilgili tapu müdürlüğünün başka bir ilamı uygulaması sonucu dava konusu taşınmazın davalıların mirasbırakanları adına sehven tescil edildiğini ileri sürerek eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)’nun 114. maddesinin (i) bendinde, “aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması” dava şartı olarak öngörülmüş; aynı yasanın 303. maddesinin ilk fıkrasında ise “bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir” denilmek suretiyle kesin bir hükmün başka bir davada, dava şartı olarak değerlendirilebilmesi için her iki davanın tarafları, sebepleri ve konularının aynı olmasının zorunlu olduğu vurgulanmıştır.
Mahkemece her ne kadar kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmişse de, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı eldeki dava bakımından, tarafları birbirinden farklı kesinleşen kadastro tespitine itiraz davasının kesin hüküm teşkil etmeyeceği kuşkusuzdur.
Diğer taraftan Türk Medeni Kanunu’nun 1025. maddesi gereğince aynî hakkın yolsuz olarak tescil edilmesi veya tescilin yolsuz olarak değiştirilmesi nedeniyle aynî hakkının zedelendiğini iddia eden davacı …’nin eldeki davayı ikame etmede hukuki yararının bulunduğu aşikardır. Ancak tapu iptal ve tescil istemine dayalı böyle bir iddianın kayıt maliklerinin, şayet ölmüşlerse mirasçılarının tamamının yer aldığı bir yargılamada çözüme kavuşturulması gerekir.
Hal böyle olunca, öncelikle dava konusu 1319 parselin kayıt maliklerinin, şayet ölmüşlerse mirasçılarının kimler olduğunun tam olarak belirlenmesi, 6100 sayılı HMK’nun 27. maddesi gereğince bu kişilerin tamamına tebligat yapılmak suretiyle taraf teşkilinin sağlanması ve ondan sonra işin esası incelenmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davacı tarafın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.