YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18304
KARAR NO : 2016/6685
KARAR TARİHİ : 01.06.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ-YIKIM
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda, yerel mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Davacı, mülkiyeti hazineye ait 1022 parsel sayılı taşınmazın 2.050 m2’lik bölümünü davalının açık otopark ile parke taşı imalat tesis yeri olarak kullanmak suretiyle işgal ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve yıkım isteminde bulunmuştur.
Davalı, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacı idarenin bilgisi dahilinde kiracı olarak faaliyet gösterdiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıya ait taşınmazın davalı tarafından açık otopark yeri olarak kullanılmadığı ve taşınmazdaki davalıya ait parke taşı imalat tesisinin dava sırasında kaldırıldığı gerekçesi ile dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına; yargılama gideri ve avukatlık ücretinden davacının sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 5.931,39 m2 yüzölçümlü arazi vasfındaki 1022 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı bulunduğu, 2886 sayılı Devlet İhalesi Kanunu uyarınca taraflar arasında düzenlenen 07.07.2009 tarihli kira sözleşmesi ile taşınmazın 1.575,71 m2’lik bölümünün otopark olarak kullanılmak üzere davalıya 3 aylığına kiralandığı ve bu sürenin sona ermesinden sonra kira sözleşmesinin yenilenmediği, bilahare taşınmazın 2.050 m2’lik bölümün açık otopark ile parke taşı imalat tesisi olarak davalı tarafından kullanıldığından ecrimisil tahakkuk ettirildiği, fen bilirkişisi raporuna göre keşif tarihi itibariyle davalının bir tecavüzünün saptanamadığı, davalının dava sırasında taşınmazı tahliye ettiğini idareye verdiği dilekçelerde bildirdiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; davanın devamı sırasında elatmanın önlenmesi ve yıkım isteği bakımından davanın konusuz kaldığı gözetilmek suretiyle bu konularda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Davacı vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ne var ki; davanın devamı sırasında davanın konusuz kaldığı (akti bir ilişki içine girmeden dava konusu taşınmazı kullanan davalının fuzuli şagil sayılarak davanın açılmasına sebebiyet verdiği) gözetilerek yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece dava masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı tarafın vekalet ücreti ile sorumlu tutulmasına karar verilmesi doğru değildir.
Davacı vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile yerel mahkeme kararının (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 01.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.