YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21381
KARAR NO : 2017/1941
KARAR TARİHİ : 13.04.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraflarca yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, duruşmalı teyiz isteği değer yönünden reddedildi. Tetkik Hakimi …’in’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacılar, 13 sayılı parselde kayıtlı taşınmazın malikleri olduklarını, taşınmazın kendilerinin bilgisi dışında davalı tarafından dava dışı …’a kiraya verildiğini ve kira bedellerinin davalının hesabına yatırıldığını ileri sürerek dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre için 10.000,00-TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsilini istemişlerdir.
Davalı, dava konusu taşınmaza komşu olan 3 parsel (eski 12 parsel) sayılı taşınmazın eşi … adına kayıtlı olduğunu, bu yerin eşi tarafından …’a kiraya verildiğini ve bundan doğan kira bedellerinin kendisine ait banka hesabına yatırıldığını, dava konusu yerle ilgisinin bulunmadığını belirtip davanın husumetten reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 13 parsel sayılı taşınmazda davacıların paylı mülkiyet üzere paydaş bulundukları, komşu 3(eski 12) sayılı parselin ise davalının eşi … adına kayıtlı olup … tarafından dava dışı …’a kiraya verildiği, ancak kiraya verilirken davacılara ait 12 sayılı parselin de kira kapsamında gösterildiği ve bu şekilde … tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; taraf sıfatı, dava konusu sübjektif hak(dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki, bir davada taraf olarak gösterilen kişiler taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.
O halde, dava konusu şey üzerinde kim veya kimlerin haksız kullanımı söz konusu ise, davanın da bu kişi veya kişilere karşı açılması gerekir.
Somut olayda, davacılar adına kayıtlı dava konusu 13 parsel sayılı taşınmazın dava dışı …tarafından kullanıldığı, davalı …’nın bu kullanımla doğrudan ya da dolaylı olarak bağlantısının olmadığı; başka bir ifadeyle, davacıların ileri sürdüğü subjektif hak ile bir ilgisinin bulunmadığı ve kendisine davalı sıfatı yüklenemeyeceği, kira bedellerinin kendisi adına kayıtlı hesaba yatırılmasının da bu durumu değiştirmeyeceği açıktır.
Hal böyle olunca, davanın sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir.
Davalının temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla) 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacıların temyiz itirazının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.