Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/2491 E. 2014/6564 K. 27.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2491
KARAR NO : 2014/6564
KARAR TARİHİ : 27.03.2014

MAHKEMESİ : ELMADAĞ SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/04/2013
NUMARASI : 2013/18-2013/155

Taraflar arasında görülen tapu kaydının düzeltilmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı; 912, 1656, 1091 ve 1938 parsel sayılı taşınmazların miras bırakan annesi Ş.. A..’a, 1203 parsel sayılı taşınmazın ise hem annesi hem de miras bırakan babası M. A.’a ait olduğunu, ancak aile lakapları ”Hotoğlu” olduğu ve bu şekilde tanındıkları için anılan taşınmazların sicil kaydında hatalı olarak soyadlarının ”Hot” olarak yazıldığını, öte yandan babasının baba adı olan ”Halit” isminin yazılmayarak ”Şerife kocası” olarak geçtiğini ileri sürerek anılan kayıtların nüfus kayıtlarına uygun olarak düzeltilmesi istekli eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece, davacının iddialarının sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan 6100 sayılı HMK’nin 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyle ki özellikle; çekişmeye konu taşınmazların kadastro tutanaklarında ”Arıcı oğlu Hamdullah’ın 1916 senesinde karısız ölümü ile mirasını kızları Ayşe, Şerife ve Hatice’ye terkettiği” belirtilerek tespitlerin yapıldığı, eksiğin tamamlanması yoluyla getirtilen nüfus kayıtlarından davacının kök miras bırakanı ”H.. Ş..’nın” Hatice ve Ayşe adında çocuklarının bulunmadığı görüldüğü halde bu farklılık üzerinde durulmadığı, ilgili nüfus müdürlüğünden kök muris H.. Ş..’nın ”Hatice ve Ayşe ” adında başka yer nüfusuna kayıtlı çocuklarının bulunup bulunmadığının sorulmadığı, bu konuda tanıkların beyanlarının alınmadığı, kadastro tespit bilirkişilerinin yaşayıp yaşamadıkları tespit edilerek bilgilerine başvurulmadığı, çekişmeye konu taşınmazları, özellikle kerpiç ev, ahır ve samanlık vasıflı 1938 nolu parseli kimin hangi tarihten beri ne şekilde tasarruf ettiğinin araştırılmadığı, öte yandan; yine kadastro tutanaklarında kök muris Hamdullah’ın ”Arıcı oğlu” olduğu belirtildiği ve tanık olarak beyanı alınan B. K.’nin; köylerinde Arıcıoğlu lakaplı aile bulunduğunu bildirdiği halde anılan aile ile kayıt maliklerinin ilgi ve akrabalıklarının araştırılmadığı, diğer taraftan; taşınmazlar Ankara, Çankaya kadastro bölgesi içerisinde tespit gördükleri halde, Ankara il, ilçe ve köy nüfusuna kayıtlı ”Hamdullah kızı Ş.H. ve M. H.” adında şahıs veya şahısların kayıtlarının bulunup bulunmadığının ilgili nüfus müdürlüğünden sorulmadığı görülmektedir.
O halde; yukarıda değinilen ilkeler ve olgular çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak çekişmeye konu taşınmazların maliklerinin davacının miras bırakanları ”Halit oğlu M. A. ile Hamdullah kızı Ş.. A.. ” olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 27.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.