YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2927
KARAR NO : 2014/6566
KARAR TARİHİ : 27.03.2014
MAHKEMESİ : ŞİLE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/02/2012
NUMARASI : 2011/134-2012/42
Taraflar arasında görülen tapu kayıt tashihi davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakim raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davacının iddiasının sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, miras bırakan babası Rifat oğlu H. K.’un maliki olduğu 563, 605, 269, 188, 226, 601 ve 227 parsel sayılı taşınmazların sicil kayıtlarında yanlışlıkla isminin Hasan oğlu H. K.olarak yazılı olduğunu ileri sürerek, anılan kayıtların nüfus kaydına uygun olarak düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan 6100 sayılı HMK’nin 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyle ki özellikle; dava konusu taşınmazların kadastro tutanaklarında Hasan evlatları Hasan ve Ali’nin ceddinden intikalen geldiği belirtilmek suretiyle taşınmazlar senetsizden Hasan oğlu A. K. ve Hasan oğlu H. K.adına tespit ve tescil edildiği halde, eksiğin tamamlanması yoluyla getirtilen nüfus kayıtlarından davacının kayıt maliki olduğunu iddia ettiği miras bırakanı ”Rıfat oğlu Hasan Kuş’un” Ali adında kardeşinin bulunmadığı görülmektedir.
O halde; dava konusu taşınmazlara komşu parsellerin tapu kayıtları, kadastro tutanakları ve varsa kadastro tutanaklarına dayanak revizyon gören tapu kayıtları ile vergi kayıtlarının temin edilmesi, çekişme konusu parsellerin kadastro tespitleri sırasında görev yapan ve tutanaklarda imzaları bulunan tespit bilirkişilerinin yaşayıp yaşamadıklarının araştırılması, yaşamadıklarının belirlenmesi halinde, tapulama tarihine göre taşınmazları ve evveliyatını iyi bilebilecek yaşlı yerel bilirkişilerin isimlerinin tespit edilmesi, ondan sonra taşınmazlar başında keşif yapılarak komşu parsellerin tespitlerine dayanak belgelerin (revizyon gören tapu kayıtları, vergi kayıtları vs.) mahalli bilirkişiler aracılığı ile mahalline uygulanması, sağ olduğu tespit edilen kadastro bilirkişileri, ölü olmaları halinde mahalli bilirkişiler ile davacı tanıklarının beyanlarının alınması, özellikle talebe konu her bir taşınmazı kimin hangi tarihten beri ne şekilde tasarruf ettiği ve kayıt malikleri Hasan oğlu A. K. ile Hasan oğlu H. K.’in kimler olduğu konusunda tanık ve bilirkişilerin etraflı bilgilerine başvurularak, kayıt maliki ”Hasan oğlu Hasan K.” ile ismi düzeltilmesi istenen davacının miras bırakanı ”Rifat oğlu H. K.” ile aynı kişi olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 27.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.