Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/3001 E. 2014/8923 K. 29.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3001
KARAR NO : 2014/8923
KARAR TARİHİ : 29.04.2014

MAHKEMESİ : GERZE SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/12/2013
NUMARASI : 2012/504-2013/479

Taraflar arasında görülen tapu kaydının düzeltilmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi … raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı; 813 parselin paylı maliklerinden “H. kızı F.ve H.kızı Makbule’nin “ nüfus kütüğünde “H. kızı F. A. H.kızı M.. Ö..” olarak kayıtlı olduğunu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/614 sayılı dosyasında tapu kaydında düzeltim davası açmak üzere yetki verildiğini belirterek anılan parsele ait tapu kaydının nüfus kayıtlarına göre düzeltilmesi isteğinde bulunmuştur..
Mahkemece, tapu kaydındaki paylı maliklerden “H. kızı F.” nüfus kaydına uygun olarak H.kızı F. Ç.” olarak düzeltilmesine, H. kızı M.. Ö..’ın nüfus kaydı olmadığından paylı malik “H. kızı M.”, H.çocukları S.İ. Ş.ve H. A. kardeşleri, S. kızı M.. Ö..’ında halası olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu
taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyleki, 813 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağında ; A.oğlu H.A. 1954 yılında ölümüyle geride M. , F. S. İ. Ş.ve H.i isimli çocuklarının kaldığı belirtilmiştir. Mahkemece A. oğlu H. A. eş ve çocuklarını gösterir şekilde aile nüfus kayıt tablosu getirtilmemiştir. H. çocukları S. İ.Ş.ve H. A. alt ve üst soyunu gösterir aile nüfus kayıt tabloları incelendiğinde, babalarının H. annelerinin Ü. kardeşlerinin S. İ.Ş.ve H. oldukları, M.ve F. kardeşleri olarak gözükmediği anlaşılmaktadır. Nüfus Müdürlüğü; 1956 yılında yangın olduğundan yersel yazımla evlenip gidenler ve ölü olanların kayda alınmadığını bildirmiştir. Tanık anlatımlarından ve kadastro tespit tutanağının içeriğinden Ahmet oğlu H.A. Makbule ve F. isimli kızlarınında bulunduğu, Makbule’nin evlenerek B.K.gittiği, N., M.ve K.isimli çocuklarının olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece “Hüseyin kızı M.. Ö..” adına kayıt bulunup bulunmadığı Nüfus Müdürlüğünden sorulmuş alınan olumsuz cevap üzerine yazılı şekilde tespit kararı verilmiştir. Tanıklardan Hüseyin kızı Makbule’nin evlilik soyadı sorulup belirlenmemiştir. Hüseyin ve Ümehan kızı Makbule’nin kızlık soyadı A. olup ana baba adı açıkça yazılıp kızlık soyadı itibariyle ve özellikle B.Köyünde adına kayıt bulunup bulunup Nüfus Müdürlüğünden sorulmamıştır.
O halde; yukarıda değinilen ilkeler ve olgular çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak çekişme konusu 813 parsel sayılı taşınmazın paylı maliklerinden “Hüseyin kızı Makbule’nin” , “Hüseyin kızı M.A. (Ö.)” olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması, ondan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 29.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.