Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/536 E. 2014/14839 K. 25.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/536
KARAR NO : 2014/14839
KARAR TARİHİ : 25.09.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/07/2013
NUMARASI : 2012/316-2013/432

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraflarca yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu .. ada 8 parsel sayılı taşınmazın müstakilen davacı adına kayıtlı olduğu, komşu 7 parselin ise davalı ve dava dışı İş Bankası A.Ş. adına kayıtlı iken dava açıldıktan sonra davalının müstakil malik olduğu, dava konusu parsellerin 2008 yılında imar uygulaması ile oluştuğu, davacının 27/2/2009 tarihinde davalıya ihtarname keşide ederek elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talep ettiği ancak talebin davalı tarafından kabul edilmediği, davacının kayden maliki olduğu .. ada ..parsel sayılı taşınmaza davalı şirketin bina ve duvarlar yapmak ve kullanmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek eldeki davayı açtığı, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın Dairece, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteği bakımından harç ikmalinin yapılması; çekişmeli 8 ve komşu 7 parsel sayılı taşınmazların ilk tesislerinden itibaren tedavüllü tapu kayıtlarının temin edilerek 7 sayılı parselde dava dışı paydaşlar var ise, davada yer almalarının sağlanması ve taşkınlığın imar uygulaması sonucu oluşup oluşmadığının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanması, oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; bozmaya uyulmakla, bozma kararı lehine olan taraflar yararına usulü kazanılmış hak meydana gelir ve bozma kararında açıklandığı şekilde araştırma zorunluluğu doğar.
Ne var ki mahkemece, bozmaya uyulmuş olmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmiş değildir. Şöyle ki, mahkemece yapılan bilirkişi incelemeleri sonucunda, davalı tarafın imar uygulamasından önce paydaş olduğu taşınmaza bina yaptığı, imar uygulaması ile binanın 16.02.2010 havale tarihli bilirkişi raporunda “A” harfi ile gösterilen kısmının davacıya ait imar parseli içinde kaldığı ve yine davalının aynı raporda “B” harfi ile gösterilen kısmı tel çitle çevirmek suretiyle arsa olarak kullanıldığı saptandığı halde 3194 sayılı yasanın 18. maddesi gözardı edilerek sonuca gidilmiştir.
Hal böyle olunca 16.02.2010 havale tarihli bilirkişi raporunda “A” harfi ile gösterilen bölümün yıkılması halinde binanın tamamının yıkılıp yıkılmayacağının araştırılması, binanın tamamının yıkılacak olması halinde tüm bina bedeli depo ettirtilip elatmanın önlenmesi ile yıkım kararı verilmesi ve bina bedeli ödeninceye kadar bina sahibinin binayı kullanma hakkı bulunduğundan bu kısım için ecrimisil istenemeyeceğinin gözetilmesi ayrıca anılan bilirkişi raporunda “B” harfi ile gösterilen kısım yönünden ise 3194 sayılı yasanın 18. maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığından mutlak olarak elatmanın önlenmesi, yıkım ve davacının malik olduğu tarihten itibaren ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Tarafların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.