YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7435
KARAR NO : 2014/17575
KARAR TARİHİ : 13.11.2014
MAHKEMESİ : KIRIKKALE 2. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/09/2011
NUMARASI : 2011/800-2011/1044
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, yıkım, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabul kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
KARAR-
Dava, elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; çekişme konusu taşınmazda davacının kullandığı yer olmadığı gerekçesiyle davacıya ait paya elatmanın önlenmesine, yıkım isteğinin reddine ve 2.200.TL ecrimisilin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; imar uygulaması ile oluştuğu anlaşılan 244 ada 27 parsel sayılı taşınmazda, davacı, davalı ve dava dışı belediyenin paydaş oldukları, davacının çekişme konusu taşınmazı kullanamadığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteği ile eldeki davayı 1086 Sayılı HUMK’nun yürürlüğü döneminde 12.04.2010 tarihinde açtığı, yargılama sırasında mahallinde yapılan keşif sonucunda dosyaya inşaat mühendisi bilirkişi tarafından ibraz edilen raporda, çekişme konusu taşınmazda davacının payına karşılık gelen değerin 65.600.TL olarak saptandığı, öte yandan eksiğin tamamlanması ile getirtilen kayıt ve belgelerden çekişme konusu taşınmazda hükümden sonra 31.07.2012 tarihinde yeni bir imar uygulaması yapıldığı ve 244 ada 40 parsel numarası ile tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; görev, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece her aşamada re’sen gözetilmesi gereken bir usul kuralıdır.
Dava taşınmaz malın aynına ilişkin olup, konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün olduğu, 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca dava değerinin buna göre belirleneceği, elatmanın önlenmesi isteği yanında yıkım isteği de varsa dava değeri el atılan yerin değeri ile yıkımı istenen yapı değerinin toplamından (4.3.1953 tarih ve 10/2 Sayılı İ.B.K.) ibaret olacağı, mahkemenin görevinin tespitinde esas alınacak değerin ise, yapılacak keşif sonucunda belirlenecek değer olacağı kuşkusuzdur.
Bilindiği üzere; 1086 Sayılı HUMK’nun 8. maddesinde Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevi kapsamında olan haller belirtilmiştir. Yasada açıkça belirtilen haller dışında kalan ve mamelek hukukundan kaynaklanan, konusu para veya para ile ölçülebilen çekişmelerde dava konusunun değerine göre mahkemelerin görevinin tayin edileceği (HUMK. 1.md) tartışmasızdır. Dava değerinin ise, keşfen belirlenen dava tarihindeki değer olduğu tartışmasızdır.
Bunun yanında 21.7.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 Sayılı Yasa ile 1086 Sayılı HUMK.un 8.maddesi değiştirilerek Sulh Hukuk Mahkemelerinin görev sınırı 5000-YTL.ye yükseltilmiş, 1.6.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5236 Sayılı Yasa ile HUMK.nun eklenen ek 4.maddesi göre de her takvim yılı başından itibaren geçerli olmak üzere parasal sınırların bir önceki yıl belirlenen yeniden değerleme oranında artırılacağına hükmedilmiş olup, anılan yasal düzenlemeler ve yürürlük tarihleri dikkate alındığında, 1.1.2006 tarihinden itibaren Sulh Hukuk Mahkemesinin görev sınırının, 5000.-YTL.ye olduğu, en son dava tarihi olan 2010 yılı için ise 7.230.-TL olduğu açıktır.
Somut olaya gelince; davanın 1086 Sayılı HUMK’nun yürürlüğü döneminde açıldığı, mahallinde yapılan keşif sonucunda inşaat mühendisi bilirkişi tarafından dosyaya ibraz edilen 23.11.2010 tarihli raporda; dava tarihi itibariyle davacının taşınmazdaki payının değerinin 65.600.TL olarak belirlendiği ve bu değerin Sulh Hukuk Mahkemesinin görev sınırını aştığı gözetildiğinde, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esası yönünden hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazı açıklanan yönler itibariyle yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.