Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/8094 E. 2016/6644 K. 31.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8094
KARAR NO : 2016/6644
KARAR TARİHİ : 31.05.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 61 parsel sayılı taşınmazını, borç para karşılığı teminat olarak 16.07.1991 tarihinde davalı …’e satış göstermek suretiyle devrettiğini, bu konuda 16.07.1991 tarihli belgenin düzenlendiğini, 25.12.2002 tarihli protokolde yazılı borcun ödenip aynı gün.., taşınmazın iadesi için oğlu…’i vekil tayin ettiğini, ancak tapuya gittiklerinde taşınmazın 26.12.2002 tarihinde diğer davalı …’a satış suretiyle devredildiğini öğrendiklerini, o dönem 16.07.1991 tarihli belgeyi bulamadığı için sonradan düzenlenen belgelere dayanarak açmış olduğu tapu iptal ve tescil davasının reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, ancak kesinleşme aşamasında 16.07.1991 tarihli belgeyi bulduğunu, önceki dosyada toplanan delillerden kayıt maliki davalının iyiniyetli olmadığının anlaşıldığını ileri sürerek, tapu iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, davacının aynı mahiyette açtığı davasının derdest olduğunu, öncelikle derdestlik ve karar kesinleşir ise kesin hüküm sebebi ile davanın reddi gerektiğini, 16.07.1991 tarihli belgenin davacının dayandığı dava dosyasında bozma kararı verildikten sonra diğer davalı ile danışıklı düzenlendiğini, iyiniyetli 3. kişi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, savunma getirmemiştir.
Davanın kesin hüküm sebebi ile reddine dair verilen karar, Dairece; ”…Somut olaya gelince; daha önce tarafları ve konusu aynı olan davada, davacı tarafından 03.11.1992 tarihli belgeye dayanılarak inançlı işlem hukuksal nedeniyle tapu iptal ve tescil isteğinde bulunulmuş ve anılan belgenin 05.02.1947 tarih 20/65 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında öngörülen belge niteliğini taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve yasal yollardan geçerek hüküm kesinleşmiştir. Oysa, eldeki davada taraf ve konu birliği bulunmakla beraber bu defa 16.07.1991 tarihli belgeye dayanılmış olmakla her iki davada sebep birliğinin aynı olduğu söylenemez. Anılan bu olgular yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde HUMK’un 237. maddesinde öngörülen kesin hükmün varlığından bahsetmek olanaksızdır. Hal böyle olunca, eldeki davada ileri sürülen belge irdelenip değerlendirilerek yukarıda değinilen İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilen bir belge niteliğinde olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı ” gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, çekişme konusu taşınmazın inançlı işlem kapsamında davalı …’a aktarıldığı, son kayıt maliki diğer davalının da iyiniyetli olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı … vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 31.05.2016 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat … ile temyiz edilen davacı … ve vekili Avukat …, Av….. geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı … gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Hükmüne uyulan boza kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davalı …’ın temyiz itirazı yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, 21.12.2015 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen vekili için 1.350.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin ve aşağıda yazılı 1.025.20.-TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı …’tan alınmasına, 31.05.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY-

Dava, inançlı işlem hukuki sebebine dayanan tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece Dairenin bozması üzerine davanın kabulüne karar verilmiş olmakla birlikte, anılan kararda hükme esas olunan 16.07.1991 tarihli belge 05.02.1947 tarihli 20/05 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında öngörülen nitelikte belgelerden olmayıp taraflar arasında düzenlenmiş adı harici satış vaadi sözleşmesi niteliğindedir.
Bu haliyle mahkemece inaçlı işlem hukuksal nedenine dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi usûl ve yasaya aykırı olduğundan, sayın çoğunluğun görüşüne bu nedenlerle katılmıyorum.