YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/904
KARAR NO : 2014/18041
KARAR TARİHİ : 20.11.2014
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVALILAR : … VD.
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ VE ECRİMİSİL
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkin olup, mahkemece, davanın …nin 119/1-f maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
Davacı, kayden maliki olduğu 868 parsel sayılı taşınmazı zeytin ürününü toplamak suretiyle davalıların 2002 yılından beri haksız işgal ettiklerini ileri sürerek elatmanın önlenmesine ve son 5 yıl için toplanan zeytin ve yağ bedelinin tespit edilerek faizi ile tahsili isteğiyle eldeki davayı açmış, 20.625,00 TL değer üzerinden dava dilekçesini harçlandırmış, ancak, davalıların hangi parsel maliki bulunduklarına ve delillerinin ne olduğuna dava dilekçesinde yer vermemiştir.
Mahkemece, davacının elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istekli açtığı davada, dava dilekçesinde davalının hangi parsel numarasına malik olduğunu bildirmediği gibi, iddia ettiği vakıanın ispatı açısından tanık, keşif ve bilirkişi incelemesi gibi her hangi bir delile dayanmadığı, bu husustaki eksikliğin sonradan tamamlanmasının mümkün olmadığı, …nin 119/1-f maddesindeki eksiklik varsa bu hususun yargılamanın sonucunda davacının talebine ulaşamamasına neden olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı …nın “dava dilekçesinin içeriği” başlıklı 119. maddesinde dava dilekçesinde hangi hususların bulunması gerektiği düzenlenmiş olup, aynı maddenin 1-f bendinde,” iddia edilen her bir vakıanın hangi delille ispat edileceği” nin de dava dilekçesinde yer alması gerektiği öngörülmüştür.
Öte yandan, aynı yasanın 141. maddesinde ise, taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia ve savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilir” hükmüne yer verilmiştir.
Davacının, dava dilekçesinde bildirmiş olduğu vakıaları sonradan değiştirmesi, HMK’nin m.141 anlamında bir dava değiştirmedir. Çünkü yukarıda görüldüğü gibi, hakim, davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalar ile bağlı olup, davacının dilekçesinde bildirmediği vakıaları kendiliğinden gözetemez ( HMK m. 25/1). Davacı dava dilekçesinde davasının dayanağı olan bütün vakıaları göstermek zorundadır(HMK m. 119/1-e). Buna göre, Kanunumuz iddiaların teksifi ilkesini kabul ettiğinden, davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalardan ( sebebinden) başka vakıalar ileri sürmesi, dava sebebini ve bununla davasını değiştirmesi demektir. ( KURU B./ ASLAN R./YILMAZ E…. 2011/s.313)
Davacının sonradan ileri sürdüğü husus (vakıa), Dava dilekçesinde bildirdiği vakıaların delili niteliğinde ise, bu halde de dava sebebinin (iddianın) genişletilmesinden söz edilemez. Çünkü, sonradan ileri sürülen husus, dava dilekçesinde dayanılan vakıayı hükümden düşürmemekte, bilakis onu ispata yaramaktadır. O halde, bu husus delili olduğu vakıadan ayrı ( bağımsız) olarak davaya dayanak teşkil edemez ve bu nedenle de davanın sebebi sayılamaz.(KURU/ASLAN/ YILMAZ age,s. 316)
Davacı, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini (m. 119/1-f) belirtmemişse: ” sonradan delil gösterilmesi” kenar başlığını taşıyan 145. madde, bazı şartlarla ( yargılamayı geciktirme amacının bulunmaması veya daha önce ileri sürülmemesinin kusurdan kaynaklanmaması şartıyla) taraflara yeni delil sunma olanağı vermektedir. Diğer taraftan, m.145 hükmünden davanın ilerleyen aşamasında da yararlanmak mümkündür. Dava dilekçesinde delil göstermeyen davacıya, delil sunabilme olanağı veren 145. madde hükmünün, pratik açıdan m.119/1-f deki delil gösterme zorunluluğunun önemini azalttığı ifade edilmektedir.(YILMAZ Ejder, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi … 2012 s. 798)
Bu durumda, HMK’nin 145. maddesi gereğince : taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.
Bu bilgilerin ışığında somut olay incelendiğinde; 11.12.2013 tarihinde harcı yatırılarak davacı asıl tarafından bizzat açılan davanın elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası olduğu, bu davanın niteliği itibariyle elatmanın varlığının tespiti için keşif yapılması zorunlu olup ayrıca elatanın kim olduğu ve ne kadarlık bir yere, hangi süre ile elatıldığının tespiti için tanık ve diğer delillerden yararlanılır. Davacının dava dilekçesinde; davalının bilgisi dışında kendisine ait 868 parsele müdahale ederek burada bulunan zeytin ağaçlarının mahsullerini topladığını iddia ettiği dilekçesinde iddiasını somutlaştıracak delillere yer vermemekle birlikte, davalının yaptığı haksız elatmanın Çiftçi Malları Koruma Başkanlığı Personelince tespit edildiğinin belirtildiği, bu kişilerce tutulan ve altı imzalanan tutanağın da delil olarak mahkemeye sunulduğu görülmektedir. Yine davalının cevap dilekçesine karşı davacı tarafından süresi içinde verilen cevaba cevap dilekçesinde aynen; ” Anılan zeytinlerin davalılarca toplandığı dosyada sunulu olan Çiftçi Malları koruma Başkanlığının 30.11.2012 tarihli tutanağıyla sabittir. Adı geçen tutanakta davalı … de durumu açıkça kabul etmiştir. Ayrıca durumu bilen tanıklarımız da mevcuttur. Anılan durum yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile de ortaya çıkacaktır.” dendiği; yine 17.07.2013 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasından önce davacı tarafından mahkemeye verilen delil listesinde tüm delillerin ve tanıkların liste halinde mahkemeye sunulduğu görülmektedir.
Hal böyle olunca, öncelikle davacı tarafından, elatılan taşınmazın davacının taşınmazı olması nedeniyle davalının taşınmazının parsel numarasının bildirilmemesinin sonuca bir etkisinin olmayacağı, davacının davasını ispatlamaya yarar delillerinin neler olduğunu cevaba cevap dilekçesinde açıkladığı, bu durumda davacının hiç bir delil bildirmediğinden söz edilemeyeceği, kaldı ki, öninceleme aşamasından önce de tüm delillerini ve tanık listesini mahkemeye sunduğundan artık yargılamayı geciktirme amacı ile delilleri geç bildirdiğinden de söz edilemeyeceğinden, taraflarca bildirilen delillerin toplanması, mahallinde keşif ve uygulama yapılıp tanıkların keşif yerinde dinlenmesi ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile bu hususlar dikkate alınmadan ve yazılı şekilde davanın reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Davacının bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.