YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9573
KARAR NO : 2014/11588
KARAR TARİHİ : 11.06.2014
MAHKEMESİ . İZMİR 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/04/2013
NUMARASI : 2012/505-2013/206
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil olmazsa bedelin tahsili davası sonunda, yerel mahkemece asıl davada tapu iptal ve tescil isteğinin kabulüne;birleşen davaların ise reddine ilişkin olarak verilen karar asıl davada davalı Nurettin vekili,davalı Hülya vekili ve ihbar olunan Adil (birleşen dosyalarda davacı) vekili tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi.Duruşma istemleri değer yönünden reddedildi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Asıl dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali tescil olmazsa bedelin tahsili; birleştirilen İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/371 Esas sayılı davası, inanç sözleşmesine dayalı mülkiyetin aidiyetinin tespiti ile tapu kaydındaki iflas şerhinin kaldırılması olmazsa bedelin tahsili; birleştirilen İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/37 Esas sayılı davası ise inanç sözleşmesi hukuksal nedenine dayalı tapu iptali tescil olmazsa bedelin tahsili isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, asıl dava yönünden iddianın kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairenin 29.03.2012 tarih 2012/173-3574 E. K. sayılı kararı ile “… her ne kadar vekâletname çekişmeli taşınmazın satışı için düzenlenmiş ise de vekâletin ölümden sonra devam edeceği kararlaştırılmadığı gibi, işin niteliği itibariyle ölümden sonra devam edeceğini söyleyebilme olanağı da yoktur.Öte yandan; miras bırakan Nihat ile ilk alıcı Hülya’nın ve en son alıcı Adil’in aynı büroda avukatlık görevini yürüttükleri,sonradan davalıların farklı bürolarda faaliyet gösterdikleri gözetildiğinde temlik sırasında vekilin vekil edenin ölmüş olduğunu bilmediği varsayılsa bile, asıl olan alıcının (Hülya’nın) ölümden haberdar olduğu, keza son kayıt maliki Adil’in de bu vakıayı bildiği veya bilmesi gereken kişi konumunda olduğu duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıktır.
Hâl böyle olunca; iyiniyet barındırmayan temliki işleme değer verilemeyeceği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuş,karar düzeltme aşamasında davacı Adil, İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/371 Esasına kayıtlı, Okan ve murisin terekesini temsilen tasfiye memurları aleyhine açtığı dava ile çekişme konusu 25553 ada 2 parseldeki 28 nolu bağımsız bölümü 19.500 Euro bedel ödeyerek murisin bayii davalı Okan’dan satın aldığını ve işlerinin yoğunluğu nedeniyle ileride kendisine devredilmek üzere önce muris,ondan da dava dışı Hülya adına yazıldığını, Hülya aleyhine açtığı İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/563 E. 2011/109 K. sayılı kararı ile taşınmazın adına tesciline karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini ancak taşınmazın tapu kaydındaki iflas şerhi nedeniyle hükmün tapuda infaz edilemediğini ileri sürüp iflas şerhinin kaldırılması ile taşınmaz mülkiyetinin tespiti olmazsa bedelin tahsili isteğinde bulunmuş;davalı Okan taşınmazı davacı Adil’e sattığını, satış işleminin temini amacıyla Adil’in talimatı doğrultusunda Nurettin’e vekaletname verdiği savunmasında bulunmuş, Mahkemenin 2013/82 sayılı kararı ile eldeki dava dosyası ile birleştirilmiş;eldeki dosyanın bozma sonrası yeni esasına kaydından sonra davacı Adil bu defa,İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/37 Esasına kayıtlı, murisin terekesini temsilen tasfiye memurları aleyhine açtığı dava ile belirtilen aynı hukuki sebebe dayalı olarak tapunun iptali ile adına tescil olmazsa bedelin tahsili isteğinde bulunmuş, mahkemenin 2013/49 sayılı kararı ile eldeki dava dosyası ile birleştirilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak asıl davanın kabulüne;İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/37 Esasına kayıtlı birleşen dava yönünden asıl dava dosyasındaki bozma ilamındaki belirlemeler nedeniyle davanın reddine; İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/371 Esasına kayıtlı birleşen dava yönünden ise ödemenin dava konusu taşınmazla ilgisinin kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; birleşen dosyada davalı Okan çekişme konusu 25553 ada 2 parseldeki 28 nolu bağımsız bölümün maliki iken taşınmazın satılması için 02.11.2004 tarihinde davalı Nurettin’i vekil tayin ettiği,anılan vekaletname kullanılarak vekil Nurettin’in taşınmazı muris Nihat’a 11.11.2004 tarihli satış akti ile temlik ettiği, Nihat’ın da taşınmazın satılması için 10.12.2004 tarihinde davalı Nurettin’i vekil tayin ettiği,19.03.2005 tarihinde Nihat’ın öldüğü,anılan vekaletname kullanılarak vekil Nurettin’in taşınmazı diğer davalı Hülya’ya Nihat’ın ölümünden sonra 22.03.2005 tarihinde satış suretiyle devrettiği,Nihat’ın terekesinin borca batık olması nedeniyle İzmir 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/1346-1385 E.K. sayılı dosyası üzerinden mirasçıları tarafından mirasının reddedildiği, terekenin tasfiye işlemlerinin halen İzmir İflas Müdürlüğü’nün 2008/12 iflas dosyası ile sürdürüldüğü,satıştan sonra iflas şerhinin 03.07.2008 tarihinde tapu kütüğüne işlendiği,murisin terekesini temsilen tasfiye memurlarının davalılar Nurettin ve Hülya aleyhine vekaletin hükümsüz kaldığından bahisle tapunun iptali ile Nihat adına tescili olmazsa bedelin davalı Nurettin’den tahsili isteği ile eldeki davayı açtıkları; davalı Nurettin’in,taşınmazı satın alan kişinin dava dışı Adil olduğunu ve iradeye uygun olarak işlemlerin yapıldığını, davalı Hülya’nın ise taşınmazı Adil adına satın aldığını, savunduğu; yargılama aşamasında birleşen dosyalarda davacı Adil’in kayıt maliki Hülya aleyhine İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/563 Esas sayılı dosyası üzerinden açtığı tapu iptal ve tescil davasının Mahkemenin 21.03.2011 tarihli 2011/109 K. sayılı kararı ile kabul edildiği ve kararın temyiz edilmeksizin 23.05.2011 tarihinde kesinleştiği,kesinleşen hükmen tescil ilamı nedeni ile davanın A.. A..’a ihbar edildiği, ihbar olunan Adil’ in de taşınmazı 27.10.2004 tarihinde banka havalesi ile 19.500 Euro bedel ödeyerek murisin bayii davalı Okan’dan satın aldığını ve işlerinin yoğunluğu nedeniyle ileride kendisine devredilmek üzere talimatı uyarınca önce muris,ondan da dava dışı Hülya adına tescil edildiği, taşınmazın adına tesciline karar verildiği savunmasında bulunduğu; eldeki dosyanın karar düzeltme aşamasında davacı Adil’in, tapu kaydındaki iflas şerhinin kaldırılması ile taşınmaz mülkiyetinin tespiti olmazsa bedel tahsili isteğiyle İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/371 Esasına kayıtlı davayı açtığı;eldeki dosyanın bozma sonrası yeni esasına kaydından sonra davacı Adil’in bu defa,İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/37 Esasına kayıtlı dosyası üzerinden tapu iptali ile adına tescil olmazsa bedel tahsili isteğinde bulunduğu,anılan dava dosyalarının eldeki dosya ile (eldeki dosyanın bozma aşamasından sonra) birleştirildiği anlaşılmaktadır.
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiş ise de, bozmadan sonra Adil tarafından açılan birleşen davalarda inanç sözleşmesi hukuksal nedenine dayanıldığı açıktır.
Bilindiği üzere; inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan , onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder.
Uygulamada mesele,5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı ile ilişkilendirilip, bu karar dayanak yapılmak suretiyle çözüme gidilmektedir.
İnanç sözleşmesi, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, ancak yazılı delil ile kanıtlanabilir.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber, bunun vukuuna delalet edecek delil başlangıcı niteliğinde bir belge var ise 6100 sayılı HMK.’nın 202.(1086 sayılı HUMK.’nın 292.) maddesi uyarınca buna itibar edileceği de kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince, eldeki davada ihbar olunan (birleşen dosyalarda davacı) Adil, 27.10.2004 tarihli 19.500 Euro bedelli “müracaatında O.. Ö..’e ödenmek üzere büro karşılığı aktarma” açıklamalı banka havale dekontuna dayanmıştır.
Gerçekten de, Adil’in, iddiasını kanıtlar nitelikte yazılı bir belge yok ise de banka havale dekontunun (ilk malik O.. Ö..’e banka kanalı ile gönderdiği para) delil başlangıcı niteliğinde olduğu kuşkusuzdur.
Nitekim, dinlenen asıl dava dosyasındaki davalı Nurettin tanıkları taşınmazın Okan tarafından Adil’e satıldığını bildirmişler; her iki satış işleminde de satıcılar Okan ve muris Nihat’ın vekili olan davalı Nurettin ve murisin bayii (birleşen dosyada davalı) Okan’da satış işlemlerinin Adil’in talimatı üzerine gerçekleştirildiğini belirtmişlerdir.
Bu durumda, Adil, Nurettin, Okan ve muris Nihat arasındaki işlemin inançlı işleme dayalı olduğu ve vekaletnamenin de bu kapsamda verildiği açıktır.
Öte yandan, Adil tarafından son kayıt maliki Hülya aleyhine açılan davada ve eldeki davada bu durum Hülya tarafından da kabul edilmiştir.
Bütün bu açıklamalardan sonra, davalı Okan’ın, Adil’in talimatı üzerine taşınmazı Nihat’a vekili marifetiyle temlik ettiği saptanmak suretiyle birleştirilerek görülen 2012/371 Esas sayılı davada davalı Okan yönünden davanın reddedilmiş olması doğru olduğu gibi tapu iptali-tescil istemli davaların kayıt malikleri aleyhine açılabileceği, muris Nihat’ın davanın açıldığı tarih itibariyle kayıt maliki olmadığı, birleşen davanın davacısı Adil’in, Hülya aleyhine açtığı ve kabulle sonuçlanan hükmü iflas şerhinin kaldırılmasından sonra infaz ettirebileceği, taşınmazın aynını edindikten sonra artık bedel istenemeyeceği gözetilerek diğer birleştirilerek görülen 2013/37 Esas sayılı davada da davanın reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Tarafların öteki temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Ancak, asıl davanın reddine, birlişterilerek görülen 2012/371 Esas sayılı mülkiyetin tespiti ve iflas şerhinin kaldırılması davasının, davalı Nihat bakımından kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Asıl davada davalı Nurettin vekili,davalı Hülya vekili ve ihbar olunan Adil (birleşen dosyalarda davacı) vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.