Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/9729 E. 2014/18021 K. 20.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9729
KARAR NO : 2014/18021
KARAR TARİHİ : 20.11.2014

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki davadan dolayı … 25. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 05.05.2009 gün ve 2005/245 esas 2009/188 karar sayılı hükmün bozulmasına ilişkin olan 19.11.2013 gün ve 5432-16334 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde asıl ve birleşen dosya davacısı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Asıl ve birleşen dava; çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkin olup mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairece, “davalı … Makine Şirketinin de dava konusu 358 parsel sayılı taşınmaza el atmasının önlenmesine ayrıca, bilirkişilerin 10.3.2009 tarihli raporunda davalı şirketlerin çalıştırdıkları toplam süreler gözetilmek suretiyle ayrı ayrı belirlenen ecrimisilin, davalı şirketlerden ayrı ayrı tahsiline karar verilmesi” gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Bilindiği, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli 22/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nın 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira paraları araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilerek resen emsal araştırılmalı, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Ne varki, davacı tarafından ecrimisil hesaplama yöntemine itiraz edildiği halde emsal sunma ve itirazlarını dayandırdığı olguları kanıtlama imkanı verilmeden, denetlemeye imkan tanımayan, soyut ve genel ifadeler taşıyan bilirkişi raporuna itibar edilerek sonuca gidilmiştir.
Değinilen bu husus karar düzeltme istemi üzerine yapılan inceleme ile anlaşıldığından, asıl ve birleşen dosya davacısının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin 19.11.2013 tarihli, 2013/5432 E., 2013/16334 K. sayılı bozma ilamında belirtilen hususların yanı sıra, yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca ecrimisil saptanarak bir hüküm kurulması için yerel mahkemenin 05.05.2009 tarihli ve 2005/245 E., 2009/188 K. sayılı kararının bu gerekçe de ilave edilmek suretiyle BOZULMASINA, 20.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.