YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12281
KARAR NO : 2015/11624
KARAR TARİHİ : 12.10.2015
MAHKEMESİ : TAVAS SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/01/2015
NUMARASI : 2014/218-2015/5
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, dava şartı yokluğundan reddine ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …..’in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı, 01.09.1948 doğumlu olduğunu,köyde kendisi dışında aynı kimlik bilgilerine sahip 01.07.1922 doğumlu “Hüseyin oğlu A.. Ö..” isminde ölü bir kişinin bulunduğunu, dava konusu 802 ve 1819 parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu ileri sürerek, tapu kayıtlarının doğum tarihinin eklenmesi suretiyle düzeltilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır.
Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece; “…tapu kayıt maliki ile davacının aynı şahıs olduğu yönünde tam bir kanaat oluştuğu taktirde “Çoğun içerisinde az da vardır”kuralı gereğince davanın tespit davası olarak değerlendirilerek aynı şahıs olduklarının tespitine karar verilmesi gerekirken doğum tarihi düzeltilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, yine 1322 doğumlu “Hüseyin oğlu A.. Ö..”‘in mirasçılarının ilgili sıfatıyla çağrılarak taşınmazlar üzerinde bir hak iddialarının olup olmadığı sorulmadan, mülkiyet iddiasında bulunmaları halinde davanın çekişmeli yargıya dönüşeceği gözetilmeden sonuca gidilmesinin de isabetsiz olduğu..” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, 1322 doğumlu “Hüseyin oğlu A.. Ö..”‘in mirasçılarına çıkarılacak davetiyelerin tebliği için kesin süreye rağmen HMK’nın 120. maddesine göre gider avansının davacı tarafından süresinde yatırılmadığı gerekçesiyle dava usulden reddedilmiş, hüküm davalı vekili tarafından vekâlet ücretine hasren temyiz edilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Ne var ki mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmemiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 12.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.