YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17838
KARAR NO : 2018/13516
KARAR TARİHİ : 15.10.2018
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraflarca yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakanı Mehmet’in maliki olduğu 563 ve 564 parsel sayılı taşınmazlarını 29\06\2009 tarihinde satış yoluyla, 1278 ada 6 parsel sayılı taşınmazı da 21\01\2013 tarihinde ölünceye kadar bakma akdi ile davalıya devrettiğini, davalının Çarşamba İlçesinde görev yaptığını, murisin bakıma ihtiyacı olmadığını, bakım akdinden sonra da bakım ve gözetim altında olmadığını, yapılan temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu kayıtlarının miras payı oranında adına tescilini istemiştir.
Davalı, yapılan temliklerin muvazaalı olmadığını belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 563 ve 564 parseller yönünden satışın gerçek olduğu gerekçesiyle davanın reddine, ölünceye kadar bakma akdi ile devredilen 1278 ada 6 parsel yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
Toplanan delillerden; mirasbırakan …’ın 14\2\2014 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak eşi Havva ile Emine’den olma oğlu davalı … ile eski eşi Ayşe’den olma kızı davacı …’yi bıraktığı, mirasbırakanın 563 ve 564 parsel sayılı taşınmazlarını 29\06\2009 tarih ve 5972 yevmiyeli satış işlemiyle, 1278 ada 6 parsel sayılı taşınmazı da 21\01\2013 tarihi ve 452 yevmiyeli ölünceye kadar bakma akdi ile oğlu Aziz’e devrettiği kayden sabittir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre dava konusu 563 ve 564 parsel sayılı taşınmazların satışının gerçek olduğu saptanarak bu taşınmazlar yönünden yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacının temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Bilindiği ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) m. 611. maddesinde düzenlendiği üzere ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir. Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. (TBK m. 614 (BK) m. 514).
Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK m. 19 (BK m. 18)). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 01.04.1974 gün ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için de, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
Somut olayda, yukarıda değinilen ilke ve olgular tüm dosya içeriği ile birlikte değerlendirildiğinde, murisin ölünceye kadar bakım karşılığında devrettiği 1278 ada 6 parselle ilgili olarak sağlığında bakılmadığını ileri sürmediği, mirasbırakanın çekişme konusu taşınmaz dışında başkaca taşınmazlarının da bulunduğu, çekişmeye konu edilen taşınmazın tüm malvarlığı içindeki oranı dikkate alındığında makul sınırlar içinde kaldığı, devrin ölünceye kadar bakım karşılığında yapıldığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, dava konusu 1278 ada 6 parsel yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kabul edilmesi isabetsizdir.
Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulüne hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.