YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3297
KARAR NO : 2016/5590
KARAR TARİHİ : 05.05.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ECRİMİSİL
Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacı, 596 ada 19 parsel sayılı taşınmazın harici satışı için davalı ile aralarında sözleşme yaptıklarını, davalının sözleşmede kararlaştırılan edimleri tam olarak yerine getirmediği için tapuyu devretmediğini, edimlerini yerine getirmediği halde davalının taşınmazda oturmaya başladığını, ardından da aleyhine açtığı alacak davasının kabul edilerek ödediği harici satış bedelinin faizi ile birlikte davalıya ödenmesine karar verildiğini ileri sürerek 26.11.2008 tarihinden 19.08.2013 dava tarihine kadar geçen süre için ecrimisil istemiştir.
Davalı, davacı ile aralarındaki sözleşme uyarınca haricen satın aldığı dava konusu evin tüm bedelini ödediği halde davacının ferağ vermeye yanaşmadığını, bu nedenle açtığı alacak davası sonucu hüküm altına alınan alacağı icra takibine koyduğunu ve taşınmazı cebri icra sonucu alacağına mahsuben 16.08.2013 tarihinde satın aldığını, bu süreçte ecrimisil isteğinin yersiz olduğunu bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ecrimisil talep şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 596 ada 19 parsel sayılı avlulu ahşap ev vasıflı taşınmazın 3/5 payı 14.11.2006 tarihinde satın alma ile davacı adına, 2/5 payı ise dava dışı kişi adına kayıtlı iken davacı ile davalı arasında 19.09.2008 tarihinde harici satış sözleşmesi düzenlendiği ve bir miktar paranın satış bedeli olarak davacıya ödendiği, davacı tarafından tapunun devredilmemesi üzerine, davalı … tarafından 26.11.2008 tarihinde… Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/536 Esas, 2010/211 Karar sayılı dosyasında, ödediği bedelin tahsili isteği ile açtığı davanın kabul edilerek toplam 26.398,47 TL’nın yasal faizi ile birlikte..alınarak.. ödenmesine karar verildiği, Yargıtay.. Hukuk Dairesince onanan kararın 13.06.2011 tarihinde kesinleştiği, alacak ilamının Bekir tarafından icra takibine koyularak davacı … adına kayıtlı 3/5 payın 16.08.2013 tarihli ihale ile alacağına mahsuben alacaklı Bekir’e satıldığı anlaşılmaktadır.
Gerek öğretide, gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle işgal tazminatı, hak sahibinin taşınmazı haksız biçimde kullanan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği en azı kira geliri, en fazlası mahrum kalınan gelir kaybına karşılık gelen bir bedeldir.
Hemen belirtilmelidir ki, Türk Medeni Kanunu’nun 706, Türk Borçlar Kanunu’nun 237, ve 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26. maddeleri uyarınca tapuya kayıtlı taşınmazların satışının, resmi şekilde yapılması geçerlilik şartı olduğundan, resmi şekilde yapılmayan satışlara hukuken değer verilemez. Bu nedenle dava konusu taşınmazın haricen satışı geçersiz olup, kişisel hak sağlayan bu sözleşmenin davacıya karşı ileri sürülmesi de mümkün değildir. Ancak, harici satışın varlığı halinde taşınmazı kullananın kötüniyetinden söz edilemez.
Ne var ki somut olayda; taraflar arasında harici satış yapılmış, bedelin bir kısmı ödenmiş, bir kısmı ödenmemiş, davalı ödediği harici satış bedelinin tahsili isteği ile 26.11.2008 tarihinde dava açarak o parayı yasal faizi ile tahsil etmiştir. Alacak davasının açıldığı tarih itibariyle artık davalı iyiniyetli kabul edilemez.
Hal böyle olunca, 10.07.1940 tarih ve 2/77 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hükümleri gözetilerek, harici satış nedeniyle ödenen bedelin davalıya ödenmesinden itibaren başka bir ifadeyle davalının harici satış nedeniyle verdiğinin istirdadıyla hapis hakkının ortadan kalkacağı, davalının taşınmazı bu tarihten sonra kullanımının geçerli bir nedene dayanmayacağı ve iyiniyetli olarak değerlendirilemeyeceği gözetilerek, harici satış bedelinin tahsili amacıyla açılan alacak davasının açıldığı tarih olan 26.11.2008 tarihinden, davacının mülkiyet hakkının sona erdiği 16.08.2013 tarihleri arasındaki dönem için ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.