YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3762
KARAR NO : 2017/5668
KARAR TARİHİ : 23.10.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ-TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, hile (aldatma) hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, paydaşı olduğu 1800 parsel sayılı taşınmazı ölünceye kadar bakma akdi karşılığında davalı oğluna devrettiğini, ancak oğlunun kendisine bakmaması üzerine taşınmazı geri almak için tapu müdürlüğüne gittiğinde taşınmazın satış suretiyle davalıya temlik ettiğini öğrendiğini, kendisinin bedel almadığını ileri sürerek tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, ölünceye kadar bakılması karşılığında davacının çekişmeli taşınmazı uygun bedelle kendisine sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli taşınmazın 1/4 payının 30.03.2012 tarihinde davacı tarafından davalıya satış suretiyle temlik edildiği, davalının halen taşınmazda 30.03.2012 tarihli satış ve birleştirme işleminden 1/2 pay sahibi olduğu kayden sabittir.
Bilindiği üzere; aldatma (hile), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, aldatma (hile) her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Somut olaya gelince; hile (aldatma) hukuksal nedeni yönünden mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, taşınmazın gerçek değeri ile satış bedeli arasındaki farkın tam olarak tespiti, tarafların bildirdikleri ve bildirecekleri delillerin eksiksiz toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacının bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.