Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2015/3804 E. 2016/6603 K. 31.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3804
KARAR NO : 2016/6603
KARAR TARİHİ : 31.05.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ- ECRİMİSİL

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, paydaşlar arası elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve alacak istemlerine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan babalarının paydaş olduğu 165, 213, 218 ve 595 parsel sayılı taşınmazlardaki yaş çay ürünleri ile taşınmazlar üzerinde bulunan iki katlı evin izni ve rızası olmadan davalı tarafından kullanıldığını, davalıya gönderdiği ihtarnameden de sonuç alamadığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla mirasbırakanın ölüm tarihi olan 23/07/1996’dan itibaren payına düşen şimdilik 4.000,00 TL yaş çay ürün bedeli alacağı ile 1.000,00 TL ecrimisilin dönem sonu tahakkuk tarihlerinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiş, ıslahla isteminin 10.791,10-TL olduğunu bildirmiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazlarda amca ve halasının da paydaş olduğunu, halasının damadı olduğundan, halasını payına isabet eden çayı topladığını, babasının payına düşen çay ürününü kardeşi dava dışı Hüseyin İstif’in topladığını, ayrıca amcalarının paylarına karşılık çay topladıkları yerler de olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 6.577,33-TL ecrimisilin tahsiline karar verilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden, çekişme konusu 165, 213, 218 ve 595 parsel sayılı taşınmazlarda tarafların ortak mirasbırakanı Recep İstif’in paydaş olduğu, mirasbırakanın 23/07/1996 tarihinde öldüğü, dava dışı mirasçıların da bulunduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesinde belirtildiği üzere, mahkemelerce verilen kararların, her bir istek hakkında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde göstermesi ve infaza imkan sağlayacak içerikte bulunması gerekeceği kuşkusuzdur. Anılan husus kamu düzeniyle ilgili olup, temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında gözetilmelidir.
Somut olayda, mahkemece elatmanın önlenmesi istemi yönünden olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmayarak anılan düzenlemeye aykırı hüküm oluşturulmuştur.
Öte yandan, T.M.K.’nun 599. maddesi uyarınca, murisin ölümüyle mirasçılar mirasta hak kazanacaklarından ecrimisilin murisin ölüm tarihinden itibaren hesaplanması gerekir. Ayrıca, 25.5.1938 tarih, 29/10 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 147. (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 126.) maddesi hükmü gözetilerek ecrimisil istekleri 5 yıllık zamanaşımına tabi olup, beş yıllık zamanaşımı süresi dava tarihinden geriye doğru hesaplanır.
Ne var ki, davalı tarafından zamanaşımı def’inde bulunulmamıştır.
Hâl böyle olunca; mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gözetilerek tarafların tüm istekleri bakımından gerekçesi de açıklanarak bir karar oluşturulması, murisin ölüm tarihinden itibaren hesaplanacak ecrimisilin hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacının temyiz itirazı açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 31.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.