YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/486
KARAR NO : 2017/2781
KARAR TARİHİ : 22.05.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen el atmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, el atmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Davacı, maliki olduğu 1 parsel sayılı taşınmaza komşu, 11 parsel sayılı taşınmaz maliki olan davalının yaptığı duvarın taşkın olduğunu, ayrıca yaklaşma mesafesini ihlal edilerek binaya bitişik vaziyette müştemilat yaptığını ve burayı mutfak olarak kullandığını, çıkan kokuların doğrudan binasına geldiğini, bunun yanında yatak odası olarak kullandığı alt katın güneşten istifade etmesini önlediğini ileri sürerek, el atmanın önlenmesine ve duvarın yıkımına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının inşa ettiği yapının da kendi evinin hava almasını engellediğini, kendi yaptığı yapının davacıyı rahatsız etmesinin mümkün olmadığını, yapılarda herhangi bir taşkınlığın olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, duvarın davacının taşınmazına taşkın olmadığı, komşuluk hukuku yönünden de hoşgörü ile karşılanamayacak bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre; mahkemece yapılan keşifte, teknik bilirkişilerin GPS aleti ile yaptıkları ölçümde 1 ve 11 nolu bağımsız bölümlerde duvarın tecavüzlü olmadığı belirlendiğine göre elatmanın önlenmesi ve yıkım isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
Ne var ki, komşuluk hukuku yönünden mahkemece yanlış nitelendirme yapılarak hüküm verilmiştir. TMK’nun 737. maddesinde “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü veya sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır” hükmü düzenlenmiştir. Bu durumda yasal düzenlemede belirtildiği gibi davalının, kokusunun durumu yönünden davacının zarar görüp görmediğinin saptanması, böyle bir zararın bulunması halinde zararın nasıl engellenebileceğinin belirlenmesi, gerekirse bilirkişiden yeniden rapor alınarak veya mahallinde yeniden keşif yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Davacının bu yöne değinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün ( 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollamasıyla) 1086 sayılı HUMK’nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 22.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.